“Ben bilmiyordum” Demek İçin Geç Değil!

secim-oy-kullanma-seffaf

Değerli okurlar, bugün size ‘çok masumane’ ve ‘içim temizdi’ derken gerçekleştirdiğiniz işlerle aslında ne kadar büyük yanlışlar yapabileceğinize değinmek istiyorum. Örneğin oy kullanmak bunlardan biri…

Bu yazı önce insanın etik duruşuna ve İslam’ın kaideleri üzerine bir bakış içermektedir. Elbette amacım Müslüman kardeşlerimi uyarmaktır. Yaradan’ın emri olan emr-i bil-maruf nehy-i ani’l-münker görevimi yerime getirmekteyim. Lakin başka bir dine mensup olan veya imanı olmayanlar da bu yazıyı okurken insan olmanın etik ölçüsü açısından konuya yaklaştıklarında kendilerini sorgulayarak yanlış yaptıkları mevzularda daha karakterli olmaya başlayacaklarına eminim.

Bildiğiniz üzere önümüzde 3 adet seçim var. En yakını yerel seçimler, yerel seçimler genel seçimlere de ışık tutan bir muhtevaya sahiptir. Haliyle yarış çok büyük ve giderek çirkinleşiyor. Bir Müslüman böyle bir ortamda ne yapar izah etmeye çalışacağım.

Bu yazıda bize yol gösterecek iki kaide var, bu kaideleri yazıp açıklayalım.

ÖNEMLİ İKİ MADDE

1- Küfre rıza küfürdür:

Eğer inkâr ederseniz, şüphe yok ki Allah’ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber kulları hesabına küfre razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin hesabınıza ona razı olur. Hiçbir günahkar da diğerinin günahını çekecek değildir. Sonra dönüşünüz, Rabbinizedir. O vakit, O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir. Çünkü O, bütün kalplerin özünü bilir. Kur’an’ı Kerim – Zümer/7

Ayetten anlaşılacağı üzere ‘küfür’ asla kabul edilmiyor. Allah’ın rızası küfürle asla kazanılmaz.

2- Adette taklit edep ile ilgilidir, alamette taklit ise küfri mucibtir.

“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa oda onlardan birisi olur.” Ebu Davud, Kitabu’l-libas, 3512 no lu hadis.

Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz’in buyurduğu üzere hangi yolda yürüdüğümüze, kimlerle yürüdüğümüze ve nasıl yürüdüğümüze dikkat etmeliyiz…

Hz. Muhammed (SAV) ve Efendimiz vefat ettikten sonra gelen halifeler, özellikle ilk 4 halife, döneminde uygulanan İslam Hukuku maddelerinden olan bu 2 olgu, akaid girmektedir ve son derece önemlidir. Zira akaid kaidelerinin zıttı küfür olduğundan kişi dinden çıkar. Tövbe edip şahadet getirmedikçe de Müslüman olarak görülmez. Akaid suçuyla ahirette Allah’la hesaplaşırken “ben bilmiyordum” deme şansımız yok. Zira bu akıl vesilesiyle, dünyada bize uzun bir hayat biçilmiştir, araştırıp öğrenmek üzerimize görevdir. Ahiret, bir ilkokul değil siz de ödevini evde unutan masum buluğa ermemiş* çocuklar değilsiniz. Bu işin şakası yok değerli arkadaşlar.

Not: İnanmayan arkadaşlarımız için de şöyle diyebiliriz ”Kötülüğe rıza gösteren kötülüğü işleyenle aynı derecede kötüdür ve bir kişi kime benziyorsa ondandır. Oldukça asil ve tokat gibi değil mi?

Bir Oyla İnsan Dinden Çıkabilir Mi?

Bu soruya birkaç soruya cevap vererek cevap verelim.

Oy kullanmak caiz midir? Evet, oy kullanmak caizdir kanıtımız da vardır. İslam’da siyaset vardır, İslam’ın özel bir yönetim biçimi yoktur. İslamiyet’in kabul ettiği yönetim biçim kaidelerinin zıttını içermeyen ve bunu dikte etmeyen her yönetim biçimi İslam’ın kabulündedir. Zaruri durumlarda ise buğz edilerek birey, inancını devam ettirir. Zaruri durumlar İslam ölçüleri ile yaşamaya el vermiyorsa o halde dünün Endülüs’ü bugünün ise Orta Afrika’sı, Arakan’ı ve Myanmar’ı örnek verilir. Bu yerler darülharptir.

Türkiye, darülharp midir? Değildir. Peki darülharp nedir? Darülharp İmam-ı Azam yani Ebu Hanife’nin izahıyla, yani Türkiye’nin ekseriyetinin İslami mezhebi olan Hanefiliğe göre bu tabiri izah edelim. Bir memleketin darülharp olması için 3 şart vardır ve bu 3 şartın aynı anda bu memlekette bulunması gerekir. Eğer bu 3 şart aynı anda oluşmuyor ise o memleket darülharp değildir.

Şart 1: İslam’ın alametlerinin serbest olmaması.

Hatırlayın, Endülüs Müslümanları’nı yazdığım bir yazıda Kastilya Kraliçesi Isabella ve Aragon Kralı Ferdinand evlendikten sonra namazları yasakladı, öyle ki halk evlerinde namaz kılıyor mu kılmıyor mu diye evlerinin kapısını açık bırakmaları emredildi……….

Şart 2: Sınır devletler arasında Müslüman bir devletin bulunamaması.

Yönetimleri ciddi anlamda tartışmalı da olsa halkı Müslüman olan komşularımız var.

Şart 3: Müslümanlara yaşama emanı verilmemesi. Yani Müslümanların can güvenliğinin bulunmaması.

Türkiye’de Müslümanlar’ın can güvenliğinin olduğundan kimin şüphesi var? Bireyler oldukça rahat ve özgürler. Bir başörtü sorunu vardı bu da giderildi ama tek başına bu sorun bile 3 şart’ın oluştuğu manasına gelmemektedir.

Yani görülüyor ki Türkiye darülharp değildir. Darülharp olsa idi ne yapılmalıydı veya bu iddiada bulunanlar ne yapmalı? Darülharp statüsü harbi kazanmak için Müslüman’a bazı kolaylıklar sağlar. Ama sırtına da bir sürü sorumluluk yükler. Darülharp için harb eden kişi yeme, içme ve hayati ihtiyaçlarını giderme dışında tüm kuvvetini harbi kazanmak için çabalamayla geçirir. Darülharp kolaylıklarından yararlanıp on dönüm bostan yan gel yat moduna girmek de Allah ile aldatmadır… Bugün Türkiye darülharp’tir diyenlerin hiçbirinin böyle yaptığını görmemekteyim(iz) Yani bu büyük bir hatadır, kandırmacadır ya da cahilliktir.

Haliyle Cumhuriyet de İslam nezdinde kabul edilebilir bir rejimdir. Türkiye’den örnek verelim. 1946 seçimleri dönemindeki (çok partili dönem) Cumhuriyet kabul edilebilir Cumhuriyet’tir. Yoksa şu aşağıdaki videoda izah edilen önceki dönemdeki Cumhuriyet değildir. Zaten metodolojik olarak önceki döneme bizim dışımızda dünyanın hiçbir yeri Cumhuriyet demiyor.

Eğer bir Müslüman darülharp olmayan bir yönetim altında diğer her vatandaşlar gibi eşit haklara sahip olarak dinini yaşayabilecek özgürlüğe sahip ise elbette oy kullanır. Eğer oy kullanmaz ise işte üsteki videodaki gibi zulmlere maruz kalır. Haliyle oy kullanmak son derece mühim bir meseledir.

Peki bir Müslüman oy kullanırken ne yapmalıdır? Elbette İslam’a en yakın gördüğüne oy vermelidir. İslam’a en yakın demek İslam kaidelerine olabildiğince uyarak eşit davranan, adaletli ve bir o kadar da hak gözeten demektir. Elbette %100 bir İslam nizamı ya da ölçüsü olmayan partiler de olabilir. Elbette İslam’a meyletmiş partiler içerisinde kurmaylarda (üyelerde, mensuplarda) hatalılar da var olabilir.  Bu tür bir halde devreye Ehven-i Şer girer.

  • “İki şerden, daha hafif olanı (ehven-i şerreyn) ihtiyâr olunur” Mecelle madded 29

Ehven-i Şer kaidesine göre önünüze çıkan kötü şeyler arasında birini tercih etmeniz zaruri (zorundaysanız) siz de aralarından en hafifini seçersiniz. Yani kötülüğe razı olmazsınız ama mecburen kötüler arasından daha az kötü olanını tercih edersiniz. Bu sizin kötüyü tercih ettiğiniz manasına gelmez. Mecburiyetten, önünüze sunulan seçeneklerden dolayı diğer kötü şeylere nazaran daha az zararlısını seçersiniz.

Eğer bir Müslüman oy kullanmaz ise başına ne tür belaların geleceği de yukarıda paylaşılan video ile sabittir.

Yani gidip oy verin güzel kardeşlerim, aklıselimlersiniz, kime oy verip kime vermeyeceğinizi son derece iyi biliyorsunuz.

Bir sürü şey saydın bu sistem nasıl oluştu?

Kur’an, sünnet, ictihad, icma, kıyas….

SONUÇ

Kötülüğe rıza gösteren kötülüğü işleyenle aynı derecede kötüdür ve bir kişi kime benziyorsa ondandır. Yani kararlarımıza ve hareketlerimize dikkat etmemiz lazım.

Ben kendimden örnek vereyim. Örneğin videolarda adı geçen parti geçmişini inkar edip, bu kötülükleri kabul edip İslam Medeniyeti’nden özür dilemedikçe ve İslam için çabalamadıkça bırak oy vermeyi günahımı dahi vermem.

Peki bugün bu partide değişmiş olamaz mı? Olamaz, kanıt isteyeceğinizi biliyorum, kanıtı da veriyorum.

Feterol fitnesine kanıp da bu partiye oy verecek varsa, bu dünyada ve ahirette diyetini ödemeye hazır olsun.

Elbette herkes her seçimi ve adımı için bir diyet öder. Ama kimi ödüllendirilir kimi de cezalandırılır.

Ben görevimi yaptım, fitneye alet olunmaması ve ilmin yayılması için emr-i bil-maruf nehy-i ani’l-münker görevini yerine getirdim. İnşaAllah, şahitliğiniz de kabul olur.

Hayırlı günler, bol bol dua edin şu sancılı süreci atlatalım. Gebe olan annenin çektiği sancıdır bu, güzel günler bizleri bekliyor.

Not: Adı geçen partiye oy veren arkadaşlarım var, kimseyle kavga falan da etmiyorum. Hatta bu arkadaşlarımla beraber takılıp eğlenebiliyor, aynı masada iştahla yemek yiyebilioyoruz. Komşularım da var… Yani ben insanları görüşlerinden dolayı elimin tersiyle itmiyor ve hedef yapmıyorum. Ben sadece inandığım gibi yaşıyor ve inandığım gibi hareket ediyorum. Siz inandığınız gibi hareket ettiğinizden emin misiniz? Sorulması gereken soru bu. Yoksa “X partisini hedef gösteriyor ve insanları zan altında bırakıyorsun…” gibi ithamlarla karşıma gelmeyin. Kanıtlar ortada…

Not 2: Oy kullanırken sakın ama SAAAKIIIN oy kağıtları üzerine seçeceğiniz parti alanına damga bastmaktan başka bir şey yapmayın. Yazı veya o damganın mürekkebi başka bir yere kayarsa oy geçersiz sayılır. Sosyal medyadaki karşılıklı salakça ortaya atılan ‘oylarınızı çöp’ yapma faaliyetlerine kanarak oy pusulalarına bir şey yazmayın veya hatalı damga basımı yapmayın.

“Ben bilmiyordum” Demek İçin Geç Değil!” üzerine 3 düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir