Can-ı Gönülden Rabia’tül Adeviyye Meydanı’ndayım! Neden?

misir-egypt-rabia

‘Mısır’a desteğini anlamakta zorluk çekiyorum, bu bir iç meseledir? Neden Türkiye’de sorunlar varken uzaklara bakıyorsun?’ diye soranlara cevap veriyorum.

Bazı okurlarım cevapları biliyor ama bazıları hala nedene Türkiye’deki problemleri atlayıp Mısır’ın iç meseleleriyle uğraşıyorsunuz diyor. Bu tür yaklaşımlar ne yazık ki yanlış, doğru tahlili yapmak için İslam’ı ve kendi tarihimizi bilmemiz lazım. Ben az veya çok bildiğime inanıyorum ve yukarıdaki yaklaşımı sergileyen arkadaşlara din ve tarih cephesinden birer örnek vermek istiyorum.

Hz. Muhammed (S.A.V.) buyuruyor ki ‘El küfri milletin vahide.’ yani ‘Küfür bir millet’. Derin manalar taşıyan bu hadiste aynı zamanda Müslümanların da bir millet olduğu söyleniyor. Türkiye’de yaşayan bir Müslüman ile Japonya’da yaşayan bir Müslüman neseben değil, İslam hasebiyle kardeştir. Bu bile Mısır için ortaya koyduğumuz tavrın doğru olduğunu göstermektedir.

Neredeyse 400 yılı aşkın bir süre Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde olan Mısır’ı benim nezdimde benim de vatanımdır.  Neden? En basit cevap Çanakkale’deki şehitlerin taşlarındaki yazılardır. Gazze, Şam, Vidin, Üsküp, Kerkük, Batum ve diğer bölgelerden gelip Çanakkale Savaşı’ndaki mücadelede şehit olanlar biz zora düştüğümüzde ‘Benim için önce Suriye gelir!’, ‘Benim için önce Makedonya gelir!’, ‘Benim için önce Bulgaristan gelir!’, ‘Benim için önce Filistin gelir!’, ‘Benim için önce Irak gelir!’, ‘Benim için önce Gürcistan gelir!’, … dediler mi? Demediler!

Evet, bugün Türkiye’de de çözülmesi gereken çok sorun var. Bu hususlar için ben ve benim gibiler hiç adım atmıyor gibi bazı kişilerden gelen tavırlar tamamıyla yersizdir. Ben yine bugün kahvaltımı 3 çeşit peynirle yaptım, akşam yemeğim için farklı içecekler aldım, gece kendime ayırdığım vakitte yemek için çeşit çeşit yemiş aldım, rahatça blog yazılarımı yazıyorum, seçim zamanı oy kullanabiliyorum, canım sıkılınca rahatça günün her saatinde bir yerlerde gezebiliyorum… Velhasıl Türkiye bugün ne Filistin, ne Suriye, ne Kamboçya, ne Doğu Türkistan, ne de Mısır! Demek ki önceliği kendimize verecek bir tehlike içerisinde değiliz. Bugün yeğenim ve yengem dışarıda gezerken aklım onlarda değilse, bugün annem uzaktaki akrabalarımıza tek başına gidebiliyor ve aklım onda değilse demek ki yineliyorum Mısır gibi bir buhran içerisinde değiliz. Yani benim önceliğim Mısır, Suriye, Filisitin ve Doğu Türkistan gibi bölgelerdeki Müslüman kardeşlerimin davalarında başarılı olmasıdır!

MISIR TAHLİLİ

İhvan-ı Müslümin, İhvanlar, Muslim brotherhood veya ‘Müslüman Kardeşler olarak bilinen oluşum nedir, ne için kurulmuştur ve bugün neden baskı altındadır?’ Türkiye’nin ilmiye sınıfı üyelerinden Nureddin Yıldız Hoca’dan dinleyelim.

Mısır’da yaşananlara destek vermek neden önemlidir ve dünya diğer yerlere sessiz kaldığı gibi aleni bir şekilde neden Mısır için de suskundur?

Mısır’daki olaylardan çıkarılacak ders nedir?

SON SÖZLER

Umarım beni ve Türkiye başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından Mısır’a akan destek selinin bu denli gür olmasının nelere dayandığını anlamışsınızdır.

Yukarıdaki değerler ile hiçbir alakanız olmayabilir, peki sen insan değil misin? Sokakta yürüyüp askeri darbeye karşı masumca gösterisini yapanlar neden öldürülüyor? Yanan insanların yakınlarının o küle dönen bedenleri almalarına izin vermeden dozerlerle yerden kazınmak da ne demek? Bunu yapanlar insan olabilir mi? Halk seçimiyle başa gelen Mursi’nin serbest bırakılması ve şefaf bir seçim isteyen insanlar neden Rabia’tül Adeviyye Meydanı’nda gösteri yaparken keskin nişancılar tarafından kafalarından vuruluyor? Neden vurulanları taşıyan sağlık görevlileri de taşıdıkları insanlar gibi avlanıyor? NEDEN? Dünya nerede, sen neredesin? İnsan olarak senin mazlumun yanında olman lazım, senin de Mısır’daki askeri darbeyi yapan ve destekçilerinin karşısında olman lazım.

Benim safım belli. Kadim dönemden günümüze kalan bir cevabı bu bağlamda yeniden yazıya dökmek istiyorum.

Hazreti İbrahim’i yakmak isteyen Nemrut, büyük dev boyutlara uzanan bir ateş çukuru hazırlatır. Kargalar ateşi daha da harlamak için odun taşırlar. Bu kargalardan biri uçarken yere bakar ve bir karıncanın kendisiyle aynı istikamete doğru sırtında su damlası taşıdığını görür. Merak eder ve yanına iner…

Karga: Ey karınca ne yapıyorsun, yoksa bizim harladığımız ateşi mi söndüreceksin?
Karınca: Evet, bu su damlasını sizin odun taşıdığınız ateşi söndürmek için kullanacağım.
Karga: Benim şu pençelerimde taşıdığım odunun çok küçük bir kısmına bile o taşıdığın damla çare olmaz.
Karınca: Evet, belki ateşi söndürmez ama safımı belli eder…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir