Endülüs Müslümanları’nın 150 yıllık çilesi

Aylardır politika ve ekonomi cephesinde bir sürü gelişme yaşanırken çok da ciddiye alınmaması gereken bir organizasyon ve bu organizasyon için seçilen Can Bonomo’nun şeceresi bizleri meşgul eder oldu. Peki kimdir Can Bonomo, kimlerdendir? Can’ın Eurovision adına Türkiye’yi temsil edecek olması duyurulur duyurulmaz hakkında ‘Yahudi’ iddiaları ortaya atıldı ve Haber Türk ekranlarından bizzat Can, ‘Yahudi’yim’ dedi.

İber’de Hristiyan Kastilya zulmünden kaçan Müslüman ve Yahudi halk neler yaşadı ve nasıl Osmanlıya sığındı? Can Bonomo’nun İber’le ne alakası var? Yeterince uzun ve detaylı bir şekilde her şeyi yazdım, okursanız beni mutlu edersiniz…

Tarih tahsil eden biri olarak kitaplara boğulmuşken, İslam Tarihi ve Medeniyeti kitabında 1492-1614 Arasında Endülüs Müslümanları ana başlığı altında Kastilya Krallığı’nın Endülüs Müslümanları Hristiyanlaştırma Politikası bölümü çok dikkatimi çekti ve aklıma Can Bonomo geldi. Peki ama neden?

Can Bonomo, sevmediğim* bir türde kendi müziğini icra eden bir kişi. Can önceki temsilcilere göre genç, hatta aynı yaştayız. Daha önce bir muhabbetim de olmadı, adını duymuşluğum da yok. Bu durum beni cahil eder mi, bilemiyorum lakin twitter’da ‘Can Bonomo’yu bilmeyenler kendini camdan aşağı atsın gibi absürt tweet’ler görüyorum. İşte gündem şu an ergenler arasında Can Bonomo kimdir ile Can Bonomo’yu bilmeyen ölsün tarzında gidip geliyor. Ah bir de üçüncü grup var ki adamın adıyla paso alay ediyor. Lakin biz burada bunları işlemek için bulunmuyoruz. Biz ilim irfan peşinden koşanlardanız…

ADLARI MORİSKO OLDU!

Yıl 1492! İber’de sonlanan İslam hakimiyeti Hristiyan krallıkların eline geçti. Konumuz farklı lakin bu dönem öncesinde yaşanan ve Müslümanlar’ın birbirlerini nasıl yediğini bir bilseniz insan fıtratının verdiği gaflet ile ‘Bunlara müstahak’ dersiniz ama bize yakışan örneklerden ders almak olmalı, yermek yadırgamak değil… Devam edecek olursak 1469’da kan bağıyla (evlilik) ittifak kuran Hispanya’nın en önde gelen Hristiyan devletleri (Bunlar kimdir? Kastilya Kraliçesi Isabella ve Aragon Kralı Ferdinand.), artık hakim oldukları adadaki Müslümanlar’dan rahatsız olmaya başlamışlardır.

25 Ekim 1491’de Gırnata’nın teslimiyle koruyucusu kalmayan Müslümanlar, sonradan Müslüman olanlar ve Yahudiler kısacası Hristiyan olmayan tüm cemaat ‘morisko’ olarak adlandırıldı. Gırnata tesliminde bir anlaşma yapıldı Kastilya Krallığı ile, anlaşmadaki maddeleri kısaca geçiyorum:

  • Morisko hakları korunacak.
  • Moriskoların sahip oldukları araziler ebediyen kendilerinde kalacak.
  • Her türlü baskında uzak kendi topraklarında yaşayabilecekler.
  • Gelenek ve göreneklere karışılmayacak.
  • İsteyen Kuzey Afrika’ya göç edebilecek.
  • Vakıf gelirleri ve kendi kazançları yine kendilerinde kalacak.
  • İnançlarına dair bir işaret üzerlerinde taşınması istenmeyecek (damga vs.)
  • Hristiyanlar camilere girmeyecek.
  • Camiler moriskoların elinde kalacak.

Lakin Kastilya’nın daha önceki kıyımları bu şartları Müslüman halkı tatmin etmedi. Bunun üzerine evli Kastilya’nın yöneticileri Isabella ve Ferdinand ‘Allah’ adına söz vererek mülkiyet haklarının üzerine bastırıla bastırıla korunacağını bildiren bir duyuru yayınladılar.

PLANLAR İŞLİYOR

Adeta yetim kalan moriskolar üzerinde aslında Kastilya’nın farklı planları vardır… Başta güzel sözlerle kandırılan moriskolar için Ferdinand ve Isabella’nın ‘ikna yoluyla Hristiyan olunmalı’ planı işleme sokulur. Bu süreç Ruslar’ın II. Dünya Savaşı’nda Ahıska Türklerine yaptıkları gibi zorunlu ve zulüm dolu bir göçe dönüşecektir…

İlk olarak dönemin Başpiskoposu Talavera, moriskolarla irtibata geçerek başta Müslümanlar olmak üzere Yahudiler’e Hristiyanlığı aşılamaya başlamıştır. Kısmen etkili de olmuştur. Lakin halk İslami birçok hal, hareket ve ibadetten vaz geçememiştir. Hatta birçok kişi yaşam mücadelesi için kalpleriyle buğz ederek görünürde Hristiyan ama aslında Müslüman olarak yaşamıştır. Aynı durum Yahudiler için de geçerlidir.

ISABELLA VE FERDINAND DOYMADI KAN İÇTİ

İstedikleri gibi ilerlemeyen planları yüzünden Isabella ve Ferdinand, Francisco Jimenez de Cisneros adlı Toledo başpiskoposunu göreve getirtti. Bu Francisco, Talavera gibi davranmayıp zorla Hristiyanlaştırma sistemini benimsedi. İlk olarak ilim irfan kokan yıllanmış, Müslümanlar ve hatta dünya için kaynak teşkil eden, birçok kitap yakıldı. Sadece tıp alanındaki kitaplar korunarak Kastilya’nın hizmetine sunulmak için Alcala kütüphanesine gönderildi… Moriskolar defalarca bu tür olaylarla tahrik edildler, baskı gördüler. Francisco baktı olmuyor işi daha da ileri götürmeye karar verdi. Moriskolar arasında bir kızın zorla kaçırılarak vaftiz edilmeye çalışılması esnasında durumu kızın çığlıklarından farkeden Müslümanlar, kızı yakalayan memurları öldürdüler. Akabinde Francisco’nun evi kuşatıldı ama diğer bir piskopos olan Talavera’nın aracılığıyla kuşatma kaldırıldı. Akabinde memurları öldürenler tutuklandı ve idam edildi…

Yaşanan kargaşa sonrasında Müslüman halka baskı arttı. Özellikle dağlık ve medeniyetten uzak yerlere çekilen Müslüman halk isyan için toparlanmaya başladı. Zira sürgün ve zorla Hristiyanlaştırılma eylemleri had safhadaydı. Bir katakulli ile isyan edecek Müslümanlar ile görüşmeye çalışan Ferdinad, başarılı olamadı. Yalanlarla başaramadığını yine kılıç zoruyla başardı. İsyancı Müslümanları mahkum etti, kılıç zoruyla Hristiyan yaptı ve mallarına el koydu. Hatta ergenlik çağına gelmemiş tüm Müslüman çocukları toplatıp dindar Hristiyan ailelerin yanına yerleştirdi.

HRİSTİYAN OLDULAR AMA …

Baskılar sonucu Hristiyan olan halk bu sefer de ‘sonradan Hristiyan’ oldukları için dışlandılar. Öyle ki engizisyonda bile yargılanıp işkence gördüler. Engizisyona girmelerinin sebebi de Hristiyan olmalarına rağmen domuz eti yememek, içki içmemek, Ramazan’da yemek yememek ve bu tür eski İslami alışkanlıkların devam etmesidir… Devam eden eski alışkanlıkların çoğunlukla görülmesi sonucu daha rezil bir baskı başladı. Arapça yasak, Beberice yasak, moriskoların ev kapıları sonuna kadar açık olacak (özel hayatın takibi), çocuklar mecburi olarak Hristiyan okullarına gönderilecek… Baskının amacı biraz önce bahsettiğimiz eski alışkanlıkların tamamıyla ortadan kaldırılması!!!

ALPUJARRAS İSYANI VE OSMANLI’YLA TEMASLAR

Baskılara dayanamayan halkın bir bölümü 1568’de Alpujarras’ta isyan hareketi başlattı. İsyan kılıç zoruyla Kastilya tarafından 1570’de bastırıldı. Granada moriskolarının birçoğu idam edildi, bu arada Valencia moriskoları Osmanlı İmparatorluğu ile irtibata geçti. Daha önce de bir hukukun olduğu biliniyor lakin ‘destek’ istenecek derecede bir iletişim bu dönemlerde kurulduğu söyleniyor.

Osmanlı İmparatorluğu, çok da yeterli olmayan donanmasıyla İspanya kıyılarını bir süre oyaladı. Ayrıca bir de Fransa ile güzel ilişkiler kuruldu. Kastilya’nın kuzeyinde çığ gibi bekleyen Fransa, haliyle bir tehlike arz ediyordu. Sorunun çözümü Müslümanları ve Yahudileri tamamıyla adadan atmaktı… III. Philip dönemine girildiğinde Alpujarras İsyanı’ndan yaklaşık 40 yıl sonra resmi bir kararla tüm moriskoların sürgün edilmesi emredildi.

İNSANLIK BİLMEM KAÇINCI KEZ ÖLDÜ?

İberik’de sayıları yaklaşık 700.000’i bulan moriskolar, emre göre 3 GÜN* içerisinde adayı terkedecekti…

Kastilya gemileriyle ya da kendi imkanlarıyla Kuzey Afrika’ya geçen Müslüman ve Yahudiler büyük acılar çektiler. Önce gemi kaptanları ve mürettebat tarafından soyuldular, öldürüldüler, tecavüze uğrayıp köleleştirildiler. Yetmedi Kuzey Afrika’ya varanlar bazı yerli halklar tarafından da aynı muameleye maruz kaldılar. Hastalık ve gemilerin batması (batırılması!!!) sonucu ölenleri de eklemeden geçmeyelim…

ENDÜLÜSÜN DÜŞMESİ VE OSMANLI’NIN BÖLGE HALKI İÇİN FEDAKARLIKLARI

İslam İmparatorluğu’nun batıdaki en uç noktası olan İberik’in Kastilya’nın eline geçmesi ve halka zulmedilmesi sonucu Osmanlı’dan yardım istemek amacıyla II. Beyazid’ın huzuruna gelen bir grup Endülüslü Müslüman, durumu Han’ımıza izah etti. Yazılan bilgilere göre İberik’ten gelen heyetin içerisinde Ebu’l-Beka Errudi de varmış ve ‘Kaside-i Ğarra’yı okuyarak II. Beyazid’in etkilenmesini sağlamış. Bunun üzerine diplomasi yoluyla Kastilya ve Aragon’a baskı yapan II. Beyazid beklendiği gibi bir sonuç elde edemedi. Birkaç yıl sonra Kemal Reis İspanya kıyılarını yokladı. Gerek donanmanın böylesin büyük bir sefere çıkacak safhada olmayışı ve büyük bir hüzündür ki Cem Sultan sorunun da devam etmesi sebebiyle tam manasıyla Endülüs Müslümanları’na yardım edilemedi.

İlk heyet 1480-87 arasında II. Beyazid huzuruna gelmiş, gerek diplomatik gerek Kemal Reis’in İspanya kıyılarını vurmasını sağlayarak sonuç elde etmeye çalışmıştı. Artan baskılar sonucu 1502-1505 yılları arasında ikinci bir heyet daha yola çıktı, yine II. Beyazid ile görüşen heyet bu sefer yüzbinlerce moriskonun başta Kuzey Afrika olmak üzere İstanbul’a taşınmasına vesile oldu. Ek olarak şanlı Barbaros Hayrettin Paşa da yaklaşık bir 45 yıl sonra bölge halkına yardım ederek 100.000’e yakın moriskoyu Cezayire taşımış.

Ecdadımızın yardımları yıllarca devam etmiş. Sadece Kuzey Afrika ve İstanbul değil, Osmanlı çınarına sırtını yaslayan birçok Avrupa ülkesine gönderilen moriskolar rahat bir şekilde yaşamlarını sürdürmüş.

En sonunda I. Ahmet Han devrinde elçiler vesilesiyle Fransa ve Venedik’te ikamet eden moriskoların İstanbul, Selanik, Bursa, Adana ve Anadolu’nun birçok bölgesine getirtilmeleri sağlanmış. Moriskolardan uzun yıllar boyunca da vergi alınmamış. Böylece eziyetin ve yoksulluğun acısı uzun bir süre sonra ecdadımızın vesilesiyle atlatılmış.

CAN BONOMO KİMLERDEN?

Osmanlı sadece Müslümanlara değil hemen hemen moriskolarla aynı eziyeti gören Musevi vatandaşlara da yardım etti. II. Beyazid ile I. Ahmed Han dönemleri arasında Yahudi halk da İstanbul, Selanik, İzmir gibi şehirlere yerleştirildi. İşin garibi Yahudiler’in topraklarımıza yerleştirilmesi de Kastilya dışındaki Avrupalılar’ın bu toplumu dışlaması sonucu olmuştur.  Can Bonomo, ecdadımızın yardım ettiği Sefarad ya da Mizrahi olarak bilinen Yahudi toplumuna mensup bir gençtir.

Ecdadımıza sadece bizim değil birçok toplumun borcu var. Layık olarak ödemeye çalışsak da zor. Daha en yakındaki annemize babamıza borcumuzu ödeyemezken bizlerin var olması için çırpınan, hilal-i ahmere kanını veren, zişan ecdadımıza nasıl borcumuzu ödeyeceğiz?

HEDİYEM OLSUN: Osmanlı Bedel İster – Sancağın Ordusu

Türk denizcileri Oruç Reis ve Muslihittin Kurdoğlu Reis’in Endülüs Müslümanları’na yardım etmesi ve bu dönemde gelişen olayları anlatan harika Türk yapımı bir film:

Kaynaklar: Ersin Adıgüzel Derlemeleri
Chakib, B. (1989) Endülüs’te Son Müslüman Kalıntısı Morisko’ların Ceyazir’e Göçü ve Osmanlı Yardımı (1492-1614), (yayımlanmamış yüksek lisans tezi), Ankara
Chejne, A. (1974) Muslim Spain Its History and Culture, Minneapolis
Kalın, İ. (2007) İslam ve Batı, İstanbul.
Leah, H. C. (2006) İspanya Müslümanları Hristiyanlaştırılmaları ve Sürülmeleri, İstanbul.
MEB İslam Ansiklopedisi
Özdemir, M. Endülüs Müslümanları I, Ankara
Şeyban, L. (2003)  Reconquista, Endülüs’te Müslüman-Hristiyan İlişkileri, İstanbul
Şükürov, Q. (2008) Beni Ahmer Devleti.
Wasserstein, D. (1985) The Rise and Fall of the Part Kings: Politics and Society in Islamic Spain in 1002-1086, New Jersey
Watt, W. M.-Cachia, P. Endülüs Tarihi, (2011), İstanbul
TDV İslam Ansiklopedisi

Not: İlim irfanın yayılması için istediğiniz yerde paylaşabilirsiniz. Lakin bir ricam var, kişisel düşüncem kaynak göstermeniz etik ilkeler açısından iyi olacak ve beni onore edecektir. Bu sayede ayrıca yazıyı görüp faydalananların Talha kardeşinizin adını dualarında eksik etmeyecektir diye düşünmekteyim.

Endülüs Müslümanları’nın 150 yıllık çilesi” üzerine 9 düşünce

  1. mehmet

    Endülüs devleti’nin orada birçok bilim kitapları varmış. Bu kitaplar o devlet yıkılınca hristiyanların eline geçmiş. Bazı icatları onlar bulmuş.Kimisinin projesini yapmış çalıştıramamış vs. Sonra bu kitaplar hristiyanların eline geçmiş.Çeviriler yapmışlar. Bu icatların yapılışını sebebini çözmüşler. Ardından da biz bulduk diye dünyaya yaymışlar. diye babam anlatmıştı. O nereden duydu veya okudu bilmiyorum. Yazı için de teşekkürler.Güzel olmuş.

    Well-loved. Like or Dislike: Thumb up 4 Thumb down 0

    Yanıtla
    1. Talha Turhal Yazar

      Öncelikle küfür ve hakaret içeren yorumunu düzenleyip tekrar yayına aldım. Neden böyle bir yorum atma ihtiyacı duydun anlayamadım.

      Sorunun cevabı ise Hispanya (Hispania) bölgeye Romalılar tarafından verilen addır. Ben de olabildiğince zengin içerik olsun diye bölgeden bahsederken değişik adları kullanmaya özen gösterdim.

      Seni affediyorum zira her insan isterse düzelebilir.

      Well-loved. Like or Dislike: Thumb up 7 Thumb down 0

      Yanıtla
  2. ziyaretçi

    teşekkür ederim, güzel bir özet olmuş. kaynaklarınızı da bildirmeniz yazınıza ciddiyet katmış. ellerinize sağlık

    Yorumu değerlendir Thumb up 1 Thumb down 0

    Yanıtla
  3. MUSAB EREN

    Bu bilgiler tarihden bihaber türk-müslüman genclik icin cok önemli…evet bati her zamanki gibi yine ayni bati…o zamanlarda asimilasyon, sömürü, islam düsmanligi vs..entrikalar vardi simdide var. Ayni oyunlar ortadogu da, afrika da ve hatta türkiyemizde oynanmiyor mu ? Tek sey var var yapilmasi gereken…imanli, bilincli, tarihden ders cikaran nesiller yetistirmek…selam ve dua ile…musab eren

    Yorumu değerlendir Thumb up 2 Thumb down 0

    Yanıtla
  4. Bilge Cagatay

    Konu oldukça ilgimi çekti. Göç Destanına Morisko Müslümanlarını almayı düşünüyorum. Lakin 40 dakikadır filmi seyrediyorum, berbat bir çalışma olmuş

    Yorumu değerlendir Thumb up 0 Thumb down 0

    Yanıtla
  5. Ahmet Uysal

    Endülüs Müslümanları zorla hristiyanlaştırılınca bazıları İslamiyeti gizlice yaşamaya devam etmişler ķi bundan makalede de bahsediliyor. Yazar Akif Emre yanılmıyorsam bir belgesel için bunların tounlarını bulur. Bunlar hristiyadırlar ancak dedelerinin, ninelerinin akşam tarladan gelince ellerini yüzlerini yıkayıp sabit bir yöne dönüp bir takım ritüeller yaptıklarından bahseder.Benim öğrenmek istediğim bunlar kimlerdir. Nerede yaşamaktadırlar? Teşekkür ederim.

    Yorumu değerlendir Thumb up 0 Thumb down 0

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir