Fransız İhtilali’nin Kısa Ve Detaylı Özeti

fransız-ihtilali-detaylı-özet

Fransız İhtilali veya Fransız Devrimi denilen vaka, içerisinde bulunduğumuz tarihi dönemin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Haliyle bu önemli olayı bilmek bir görevdir.

Günümüz dünyasının hem fikir hem de sınırlar olarak şekillenmesine sebep olan bu vaka, popüler kültürün de çok kullandığı bir tema haline gelmiştir. Bu yazıya başlamama 2 vesile var. Bunlardan biri İhtilal’in ve İhtilal ile alakalı olarak açığa çıkan Koalisyon Savaşları’nın Osmanlıyı etkilemiş olması, yani bizi de son derece ilgilendirmesi. Diğeri ise benim kurucusu ve yöneticisi olduğum Assassin’s Creed 1092 topluluğunun özel ricası.

Fransız İhtilali’ni idrak edebilmek için öncelikle, her önemli vakada olduğu gibi öncesine bakmak gerekir. Çok fazla detaya girmeyeceğim, ama mevzuyu anlamanız için de en iyi özeti size sunmaya çalışacağım. Tarih severler için problem yok ama herkese hitap etsin (oyuncular, gençler…) diye böyle bir karar aldım.

İhtilal Öncesi Fransa Tarihine Küçük Bir Bakış

yüzyılsavaşları

Avrupa, İhtilal öncesinde oldukça kanlı feodalite, hanedan ve mezhep savaşları verdi. Avrupa Ülkeleri, birbirlerini adeta uzun yıllar boyunca kemirdi durdu. Büyük ve küçük, birkaç sene ara vererek sürekli çatıştılar. Bu çatışma sadece Avrupa’da olmuyor, mücadele aynı zamanda veya farklı dönemlerde denizaşırı topraklarda da devam ediyordu.

Fransa böyle bir ortamda kendi güdümünde bir Avrupa için çabalıyordu. Haçlı Seferleri dönemindeki gibi yeniden başı çekmek istiyordu. Bu arzu Yüzyıl Savaşları sonrasında VIII. Charles (Şarl) ile başladı. O İtalya Savaşları’nı başlattı. Bu savaşlara Habsburg–Valois savaşları da eklendi. Dinde reform hareketleri de o dönem yeşerdi. Almanya’da Martin Luther, Fransa’da Jean Calvin, İngiltere’de ise Anglikanizm doğuyordu. Roma ise Cizvit, engizisyonda yeniden yapılanma ve Trento Konsili ile dinde reformculara cevap vermeye çalışıyordu.

hasbsburg-1547+fransa

Yıllar ilerliyor türlü nedenlerle çatışmalar devam ediyordu. Fransa’nın yeni lideri IV. Henry, artık açık açık Fransa güdümündeki Avrupa projesini dile getiriyordu. Avrupa Birliği’nin ilk adımını atan kişi olarak da kabul edilen IV. Henry’nin Avrupası üç bölümden oluşuyordu: 1- Hasburglar’ın gücü kırılacak. 2- müttefik de olsa (Adama bak döver misin sabaha mı bırakırsın 🙂 Türkler geldikleri yere, Asya’ya sürülecek. 3- İleride sorun olacağı işaretlerini veren Ruslar Avrupa dışında bırakılacak (+ Mezhep farklılığı da etken olmalı). Onun kuracağı Avrupa birliğinin adı da “High Christian Republic” ya da Avrupa Hristiyan Cumhuriyeti idi… Öyle ki ilerleyen yıllarda da Nantes Fermanı’nı yükümlülükten kaldıran Kral’a göre “Bir inanç, bir yasa, bir kral” olmalıydı. Ve “Kral tanrının yeryüzündeki gölgesiydi ve ona karşı gelmek günahtı”…

Biraz daha ileri saralım ve Fransa’nın dahil olduğu büyük mücadeleleri madde şeklinde yazalım.

  • 30 Yıl Savaşları
  • 9 Yıl Savaşları
  • İspanya’yı Taksim Savaşları
  • Lehistan’ı Taksim Savaşları
  • Avusturya Veraset Savaşları
  • Yedi Yıl Savaşları

Sadece savaşları görüyorsunuz lakin küçük anlaşmazlıklar, dine dayalı kanlı olaylar ve çeşitli anlaşmaların da olduğu su götürmez bir gerçek. Daha önce uzunluğundan dolayı iki kere silip üçüncü kez yeniden yazmaya başladığım bu yazıyı kısa tutmak açısından daha ince ayrıntıya girmiyorum.

Avrupa’nın buram buram mezhep, feodalite ve hanedanların çıkarları kokan savaşları daima devam etmiş İhtilal’e kadar sürmüştür. Dedikleri kadar varmış, Avrupa’da barışlar adeta bir “virgüldür”…

İhtilal Öncesi Fransa’da Düzen Ve İhtilal’in İç-Dış Nedenleri

1453’te aldığımız ve 18. yüzyılın sonlarına kadar getirdiğimiz Fransa’nın, bu vetire içerisinde yaşadığı bir sürü çıkar ve fikir mücadelesi sonucunda hanedanın yerini son derece sağlamlaştırarak üzerine bir güç tanımadığını görmekteyiz. Öyle ki XV. Louis’e göre “Egemen güç sadece benim kişiliğimde bulunur. Tüm yasama gücü, ne diğerlerine ne de bu gücün herhangi bir kısmına karşı sorumluluk duymaksızın, sadece bana aittir. Kamu düzeni bütünüyle benden kaynaklanır, halkın hakları ve çıkarları zorunlu bir şekilde benimkilere bağlıdır, diğerleri ise sadece benim ellerimdedir”. Bu aynı zamanda Orta Çağ’ın öğelerinden olan feodalitenin ülke yönetiminde artık söz sahibi olmadığı manasına geliyor. Bu dönemde feodaller sadece halk üzerinde etkililer.

XV.-Louis-Fransa

Halk demişken toplumsal yapıda ise tamamıyla bölünmüşlük ve eşitsizlik söz konusu olduğunu belirtmek lazım. Fransa’nın Avrupa’da parmakla gösterilen bir yapı olması ve hanedanın bu kadar güçlü olmasının en büyük diyetini her zaman halk ödemiştir. Askerlik, devlete ile feodal beylere ayrı ayrı verilen vergiler ve fikir bakımından hanedan güdümünde olma zorunluluğu bir de bunlar yetmezmiş gibi adaletsizlik halkın tamamıyla bezmesine sebep oluyordu. O dönem Avrupa’nın çoğu yerinde olduğu gibi Fransa’da da toplum soylular, ruhbanlar ve halk olarak üç sınıfa ayrılıyordu. Halk sınıfının da içerisinde gruplar vardı. Farklı işlerle uğraşıp zenginleşenlere (büyük) burjuva, saygı gören işleri yapan doktor veya öğretmenlere ise yer yer (küçük) burjuva denmekteydi. Karın tokluğuna çalışan, geçimini sağlayan meslek erbapları ve adeta köle durumundaki köylüler de halk sınıfının alt tabakasını temsil ediyordu.

Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu iaşeci bir ekonomi politikası uygularken, Avrupa-Fransa merkantilist ekonomi politikası gütmekteydi. İaşeci ekonomi önce emekçinin doyması, sonra emekçinin yaşadığı çevrenin doyması ve akabinde artan (hangi ürün olursa olsun tarım, maden vb. gibi) ürünün ticarete açılmasıdır. Merkantilist ekonomi ise köleliğe izin veren, belli grupların çıkarlarını hedeflemiş ve işçiyi daha fazla sömüren bir sistemdir. Beşer hatasız olmaz, iaşecilik güzel göründüğü kadar olumsuz yönleri de olabilir. İaşecilik birkaç kurt ısırığı olan sağlam bir elmadır. Merkantilist sistem ise yarısından fazlası çürümüş bir elmadır. Hangisini yersiniz?

ihtilalde-fransiz-halki

Böyle bir ortamda halk vergi veriyor, devlet ve soylu/aristokratlar vergi topluyor (soylu ve ruhbanlar vergi vermiyor), Hindistan’daki kast sistemi gibi toplumdaki sınıflar statülerini sülblerine devrediyordu. İtibarlı statüler, özellikle devlet görevleri parayla satın alınılıyor, ancak ödenen para geri verilirse makam geri alınabiliyordu. Düşünsenize hakimlik paralı, bastır parayı, adaleti güdümüne al. Evet, durum aynen böyleydi. Daha ağır örnekler vereyim. Ekmek pişirmek veya tahılları öğütmek gibi “hayati ihtiyaçlar” dahi vergiliydi.

Yukarıda Fransa’nın dahil olduğu savaşlar listesini yazmıştım. Listenin en sonunda, ilk dünya savaşı olarak da addedilen, Yedi Yıl Savaşları Fransa’nın itibarında büyük bir zelzeleye sebep oldu. Halk yönetimin kendilerini bu kadar sömürmesi ve ezmesinin karşısında alınan askeri yenilgilere de tepkiliydi. Öyle ki Fransa bu savaşta Hindistan’dan Amerika’ya kadar birçok sömürgesinden feragat etti. Hem de bu toprakları tarihi düşmanı İngilizler’e kaptırdı. Bunun acısını Amerika’daki İngiliz kolonilerinin verdiği bağımsızlık mücadelesini destekleyerek çıkardı. Ama bu ilişki sonucunda kendi tebaasının başına bela olacağını hiç düşünmedi…

-Düşünürler Ve Burjuva’nın İhtilal’e Katkısı

Hem düzen hem de askeri sıkıntılarla ezilen başta halk sınıfının alt tabakaları ve burjuva, dünya görüşü cephesinde değişimler yaşadı. Akılcılık ve maddecililik ön plana çıkmaya başladı.

Fransız düşünürler:

  • Montesquieu
  • Voltaire
  • Jean-Jacques Rousseau
  • Diderot

İngiliz düşünürler:

  • John Locke
  • Thomas Hobbes

ihtilal-filozoflari

Ve sayılacak nice isim… Ağır basan abiler üste sıralı, ortak özellikleri: Akılcılar, maddeciler, ateist/deist/tabiri caiz ise don değiştirir gibi mezhep değiştirirler. Hedef tek kişi yönetimi ve kilisenin halk üzerindeki olumsuz etkileriydi. İstedikleri ise eşitlik ve halkın yönetime dahil olduğu özetle “Cumhuriyet” tarzı bir yönetimdi.

Yukarıda izah ettik sömürülen, statü olarak yükselemeyen ve eşit şartlarda vergi vb. gibi mevzuların dahi söz edilemediği bir ortamda bu düşünürlerin fikirleri, halk(ları) ve bu sınıfın üyesi burjuvaları etkiledi.

Burjuvalar, monarşinin politikalarıyla sinen toprak sahiplerinin önüne geçmişti. Öyle ki hanedan ve feodaller burjuvalardan borç alıyordu. Böyle bir statüye gelen zengin halk kesimi vergilerden artık oldukça bunalmıştı. Zengin olabilirlerdi ama hala halktan sayılıyorlardı. Ruhbanlar ve soylulara göre hala alt sınıftaydılar.

Not: Burada çizilen burjuva ve düşünür profilinin bana Yahudi toplumunun çeşitli ülkelerdeki hayatlarını idame ettirme tarzlarını anımsattı. Dünyanın dört bir yanında büyük kentlerde yaşama, ticaretle zengin olma, askerlikten sıyrılma, devlet yönetiminde söz sahibi olmak için çabalama ve felsefi çalışmalarla değişik fikirleri topluma aşılama… Yani ben açık kapı bırakıyorum, komplo teorileri üretemekte serbestsiniz 🙂

Fransız İhtilali

Estates-General

Kral XVI. Louis, ülkenin gidişatı için bir karar verdi ve en son 1600’lerin başında toplanan sonra muhatap dahi alınmayan Etats Generaux adlı danışma meclisi yeniden toplandı. Ruhban, aristokrat ve halk sınıfından temsilciler, XIV. Louis’den bu yana kralların halktan kopuk, zevk ve israf içerisinde ömür tükettikleri Versay Sarayı’nda bir araya geldiler. Burada sınıflar arasında alınacak kararlar için yapılacak oylama sisteminde bir uzlaşmazlık oldu ve bu problem günlerce sürdü.

Halk sınıfı temsilcileri bu duruma daha fazla katlanamayarak “Milli Meclis” kuracaklarını, halkın %95-6’sını temsil ettiklerini dile getirdiler. Milli Meclis 17 Haziran 1789’da kuruldu. Kral XVI. Louis’in baskıları ve aldığı önlemlere rağmen Milli Meclis toplanmış ve hatta ruhban ve aristokratlardan da çok transfer almıştı. Öyle ki kral yandaşları dahi artık halk sınıfının yanında toplanmaya başladı. Tarih 9 Temmuz 1789’u gösterdiğinde “Kurucu Meclis” yani Assemblee Constituante oluşturuldu. Bu açık açık var olan düzenin tanınmadığı anlamına geliyordu. Kurucu Meclis yeni anayasa için çalışmalara başladı.

Kurucu Meclis’ten haberdar olan halk düzenin değişeceğini anlamış ve ayaklanmıştı. Öyle ki halk soyluların şatolarını basıp yağmalama yapıyordu. Bu ayaklanmaya silahla karşılık verildi ve Hanedan canını koruma moduna geçerek Kral XVI. Louis’in emriyle Fransızlar’ın dahil olmadığı yabancı ordu birlikleri oluşturarak Paris’i ablukaya (bence çok ağır bir karar) aldı. Hanedanın tutumu, halkın canıma yetti demesi, Fransa’nın bu olaylar öncesi ve anında girdiği siyasi-ekonomi buhran kaçınılmaz sonu getirdi.

Bastille-Hapishanesi

Tarih 14 Temmuz 1789’u gösterdiğinde rejimin sembollerinden biri olan ve düşünce suçlularının bulunduğu Bastille Hapishanesi basılarak mahkumlar salındı. Akabinde Paris’teki devlet kurumları ele geçirilerek Commune adı verilen yeni yönetim ilanı yapıldı. Son olarak da Ulusal Halk Ordusu adını taşıyan, Fransız silahlı birlikleri oluşturuldu. Bu başkaldırı sadece Paris’te değil, Fransa’nın diğer şehirlerinde de gerçekleşiyordu.

4 Ağustos 1789’da artık ipleri eline alan halk sınıfının, aristokrat ve ruhbanlara hedefledikleri ilkeleri kabul ettirdiler. Bu tarihten sonra feodalite Fransa’da tarihe gömüldü. 28 Ağustos 1789’da da o ünlü, Amerikan Bağımsızlık Bildirisi’nin temelini oluşturduğu, “İnsan ve Yurttaşlık Hakları Bildirisi” yayımlandı. Kral XVI. Louis ve eşi Kraliçe Marie Antoinette askeri destek alarak yeniden ülkeyi ele geçirmek için giriştikleri kaçışta yakalandılar, hapsedildiler ve Kurucu Meclis’in hazırladığı anayasayı 14 Eylül 1791’de imzaladılar.

İnsan-ve-Yurttaşlık-Hakları-Bildirisi

Yukarıda bir not düşmüştüm “komplo teorisi üretebilirsiniz diye…” Şimdi daha iyi anladınız.

Böylece Fransa’da feodalite ve monarşi, silahlı bir ihtilal girişimiyle bertaraf edilerek yeni bir düzen olan anayasal monarşiye geçildi. Bu düzene meşrutiyet de denmektedir.

Sonuç

Milliyetçilik, laiklik, halkların kendini yönetmesi gibi çeşitli düşünceler neredeyse tüm dünyaya yayıldı. Dine dayalı uygulamalar neredeyse tamamen terkedildi ve toplumun hayatını idame ettirmesindeki etkileri silinmeye başladı.

Fransız İhtilali, Fransız milletinin kurtuluşu ve demokrasinin gelişiminde büyük bir adım olarak görülüyor. Aslında İhtilal oldu ve bitti değildir, ihtilalciler de fikirlerini dayatmak için çok insan öldürmüşler ve “diktatörlük” yönetimi kurmuşlardır. Kurucu Meclis sonrasında Konvasiyon Meclisi, Direktuvar Yönetimi gibi evreler sonucu Napoleon Fransa’sına geçilmiştir.

  • 23.000 öldürme olayı.
  • 17.000 yasal idam.

war-of-vandee

  • Sadece Vadee bölgesindeki düzeni kabul ettirme çatışmalarında 200.000 kişi hayatını kaybetmesi.
  • İhtilal’i ve ihtilal düşüncelerini Fransa dışına yaymak için girilen savaşlarda 1.000.000 Fransız öldü. Bu ölülerin bir de diğer devletlerdeki karşılığı da var. Yani sayı toplamda 1 milyondan çok daha fazla…

Osmanlı İmparatorluğuna Etkisi

Bu konuya çok girmeyip birkaç şey yazmak istiyorum. İslam Medeniyeti’nde milletler sistemi farklıdır. Müslüman Türk, Arap, Arnavut, Pers, Çinli, Rus, Rum bir milletir. Nasıl? Müslüman bir millet, Hristiyan ayrı bir millet, Budist ayrı bir millet. Normalde İslam nezdinde millet 2 tanedir. Müslüman milleti ve gayrimüslim milleti. Osmanlı’da ise sistem böyle olmasına karşın, hak ve özgürlükler bakımından farklı yaptırımlar gerektiğinden gayrimüslim milleti de kendi içerisinde inanış çeşitlerine göre ayrılmaktaydı.  Fransız İhtilali işte bu yapıyı sarstı. Aslında sistem muazzam iyi idi, kötü olduğundan sarsılmadı. “Peki neden en az Fransa kadar biz de etkilendi? Oysa bu anlatılan zulümleri ve sömürüyü biz medeniyetimizde görmemekteyiz. Neden? Neden etkilendik?” İşte bu da bir başka yazı konusu… Ama bir dakika, şu içerikte cevap bulabilirsiniz..

Oyunculara Özel Mesaj

assassins-creed-unity-fransiz-ihtilali

Yakında satışa sunulacak olan Assassin’s Creed Unity adlı oyunun konusu Fransız İhtilali. Bu oyunu oynayıp eğlenecek, Fransız İhtilali’ni tarihe paralel, alternatif bir şekilde ve yer yer gerçekte olmayan fantezi adımlarla tecrübe edeceğiz. Lütfen oyundaki karakterleri özümseme konusunda dikkatli olun. Zira bu tür oyunlar benim yıllardır savaşını verdiğim “bilinçli oyuncu” profilinin en dikkat etmesi gereken oyunlardır, hele ki genç bir oyuncuysanız. Zaten bu serideki suikastçılar olarak bilinen ve daima doğru yolda olan grubun gerçek hayatta “terörist” oldukları su götürmez bir gerçektir. Popüler kültür, bilinen doğruları allayarak pullayarak yeniden bize sunmaktadır. Yeter ki arzu ettikleri ortam oluşsun, amaca giden yolda araç önemsiz. Yani diyorum ki oyunlar ile gerçeği karıştırmayın. Oyunlar size kişiliğinizi kazanmanız için öğretici ve yol gösterici olmasın, zaten olamazlar. Size yol gösterecek aileniz, değerli büyükleriniz, çevreniz ve okuyacağınız kitaplardır. Oyunlar eğitici öğeler taşıyabilir, özendirebilir ama asla hayatınızı idame ettirmede kaide oluşturacak etkenler değillerdir. Neden uzatıyor ve üzerine basıyorum? Çünkü oyunlar artık ideoloji yayma ve gençleri etkileme aracı olarak kullanılıyor. İşte bu yüzden “bilinçli oyuncu” diyorum. Kendinizi kullandırtmayın ve başkalarının çıkarlarına alet olmayın. Oyunları “eğlenmek ve vakit geçirmek” için kullandığınız araçlar olarak görün.

Fransız İhtilali ile alakalı birkaç oyun için önerilerim:

Assassin’s Creed Unity için buraya, ek olarak strateji severler varsa aranızda Empire: Total War ve Napoleon: Total War için de buraya, zor ve daha detaylı strateji oyunu arıyorsanız Europa Universalis III ve IV için buraya bakmanızı öneriyorum.

Kaynaklar:

Prof. Dr. Mustafa Daş derlemeleri
Armaoğlu F., (2007) 19. Yüzyı Siyaset Tarihi (1789-1914), Alkım Yayınları, İstanbul.
Aulard A., (2011), Fransa İnkılabının Siyasi Tarihi, Demokrasinin ve Cumhuriyetin Kaynakları ve Gelişmesi 1789-1804, 3 cilt, TTK, Ankara.
Carpentier J. – Lebrun F., (1987), Histoire de France, Editions du Seuil, Paris.Davies N., (2006), aVRUPA tARİHİ, çev. Ed. M. Ali Kılıçbay, İmge Kitabevi, Ankara.
Gökkaya A. Kürşat – Yeşilbursa, C. Cahit, (2008), Yeni ve Yakın Çağ Tarihi, Siyasal Kitabevi, Ankara.
Göze, Ayferi, Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, İstanbul 2000.
Kayıran M., (1991) Tarih. Avrupa Tarihi, Anadolu Üniversitesi Yay., Eskişehir.
Martin, Jean Clement, (2006) Violence et Revolution. Essai sur la naissance d’un mythe nationale, Paris, Seuil.
Price R., (2012) Fransa’nın Kısa Tarihi, çev. Ö. Akpınar, Boğaziçi Üniversitesi Yay., İstanbul.
Roberts J. M., (2010) Avrupa Tarihi, çev. F. Aytuna, İnkılap Yay., İstanbul.
Sender O., (1998), Siyasi Tarih – İlkçağlardan 1918’e, İmge Kitabevi, Ankara.
Tanilli S., (1989), Dünya’yı Değiştiren On Yıl – Fransız Devrimi Üstüne (1789-1799), Say Yayınları, İstanbul.
Tilly C., (2005) Avrupa’da Devrimler 1492-1992, çev. Ö. Arıkan, Literatür yay., İstanbul.
Uçarol, R., (1995), Siyasi Tarih (1789-1994), Filiz Kitabevi, İstanbul.
Yeliseyeva, N. V., (2009), Yakın Çağlar Tarihi, Çev. Ö. İnce, Yordam Kitabevi.
Prof. Dr. İhsan Güneş derlemeleri
Doç. Dr. Ayşe Kayapınar derlemeleri
Doç. Dr. Erhan Afyoncu derlemeleri
Dr. Uğur Demir derlemeleri
Doç. Dr. Yüksel Çelik dermeleri
İngilizce Wikipedia

Fransız İhtilali’nin Kısa Ve Detaylı Özeti” üzerine 4 düşünce

  1. melih

    Tabi bir de resmi tarihe geçmemiş ancak alternatif tarih kitaplarında okuyabileceğimiz bir başka gerçek de “Tapınak Şövalyeleri” ve evrilmiş versiyonu “Masonluk” olarak karşımıza çıkabilmekte.Yazıda teğet geçilen yahudi parmağı aslında tam da mevzunun üzerine denk geliyor.Fransadaki halk ayaklanmasının en büyük etkeni kıtlık ki buna da sebep olarak da illuminati ve mason localarının manipülasyonları neticesinde buğdaya erişimin engellenmesi gösterilir.Bilindiği gibi yahudi,kara borsanın,gıda,silah ve ilaç gibi insanların en temel ihtiyaçlarının üretimi yahut satışında kontrol edici mekanizmaya sahiptir.Ayaklanmaların sebep ve sonuçları iyi incelendiğinde,ister felsefi olsun,ister ekonomik olsun yahudi parmağı vardır.Fransız ihtilali masonların büyük rol oynadığı ve halkı yönlendirdiği bir ihtilal olmuştur.
    Fransa kralı 4.Philippe’in Papa 5.Clement ile anlaşarak Tapınak Şövalyelerini ortadan kaldırma girişimine karşılık ,yakılarak öldürülen, Tapınakçıların Üstad-ı Azamı Jacques de Molay ve diğer tapınakçıların intikamını almak için yapılan bir girişim olduğu da görülecektir.

    Bolşevik ihtilali, yahudilerin tertiplediği bir ihtilaldir.Amerikan iç savaşında yahudi başroldedir,yine Osmanlıda,Selanikteki mason locası olan İttihad ve Terakki mensubu masonlar,üyeleri olan subaylar ve peşlerine taktıkları avcı erleri,arnavut haydut kılıklı adamlarla İstanbul’a yürümüş ve devrin padişahı olan 2.Abdülhamid’i tahttan indirerek 2.meşrutiyeti ilan ettirerek iktidara gelmiş ve Osmanlının yıkılışını hazırlamışlardır.

    Genel olarak bakıldığında yapılan ihtilaller Monarşileri ortadan kaldırıp,yönetimin halka bırakılması gibi gözükse de asla halka bırakılmamıştır.Sadece insanlara öyle zannettirilmiş ve her zaman kendileri yahut kendi adamlarını iktidara getirerek halkları idare etmişlerdir.Bu sistem bugün de devam etmekte ve yer yer kavgalarına şahit olmaktayız.

    Well-loved. Like or Dislike: Thumb up 8 Thumb down 2

    Yanıtla
  2. dav

    Eline saglık abi col y ararlı olmuş arada böyle şeyler yazarsan seve seve okurum

    Well-loved. Like or Dislike: Thumb up 9 Thumb down 0

    Yanıtla
  3. bir dost

    Bu mu kısa ya daha kisa yazin cok uzun iki sayfam gider benim yaaaaa…….

    Yorumu değerlendir Thumb up 2 Thumb down 1

    Yanıtla
  4. murat

    Dostum oyunları hayatına faydalı bir bakış açısından görüyorsun. Bir deneyim edinme aracı olarak sanal gerçekliği kullanman hoşuma gitti.

    Yorumu değerlendir Thumb up 2 Thumb down 1

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir