Kurban Bayramı Marjinallerine Sesleniyorum!

hz-ibrahim-hz-ismail

Amaç hayvanları koruma ciciliği değil, bildiğin ‘İslam düşmanıyım ben’ diyemediğin için böylesin. Kaypak olma da ilan et. Sen de rahatla biz de rahatlayalım…

Bu bayramda bir içerik girmem diyordum ama beni zorladılar, hakikaten zorladır. İyi de oldu, bilgisi olmadan fikir yürütenler en azından bilgilenir…

Yıl olmuş 2013 tahsilli koca koca adamlar, şirket sahibi müdüre hanımlar, önemli firmalarda üst düzey görevli abiler ve ekrandaki para basan yıldızlar hala Kurban Bayramı nedir idrak edememiş. Edemediği gibi et denilen yiyecek maddesinin ağaçta yetiştiğini falan sanıyorlar herhalde…

KURBAN BAYRAMI YOK SAYALIM

Kurban Bayramı bir anlığına yokmuş gibi davranalım. Fast food’cular, dönerciler, kebabçılar veya diğer etli yemeklerin yapıldığı yerler için yıllık devasa sayılarda küçük ve büyükbaş hayvanlar kesim merkezinde hayvana olabildiğince az acı çektirerek gerekli şekilde kesimleri yapılıyor. Misal yıllık ihtiyaç Türkiye’de 10 milyon hayvan. O arkadaşlara veya ailemizle ve hatta tek başımza midemize indirdiğimiz etli yemekler için hayvanlar kesiliyor bu büyük bir gerçek.

Bizim dışımızda doğada etçiller de otçulları avlıyorlar. Dünyanın var olduğu günden bugüne otçullar varlıklarını sürdürüyor. Hani insanı etkileyecek veya dünyanın dengesini alt üst edecek bir nesil tükenme durumu da söz konusu değil. Demek ki gerek insanoğlunun ihtiyacının karşılanmasında gerek doğadaki döngüde bir anormallik yok, her şey dört dörtlük.

kavurma

KURBAN BAYRAMI VAR SAYALIM Kİ VAR 🙂

Aşevlerinde yenilen etli yemekler için yıllık ihtiyaç 10 milyon hayvan. Kesim merkezleri 10 milyon hayvan kesiyorlar. Kurban Bayramı geldiğinde ise bu kesim sayısı 5 milyona düşüyor. Zira kesim merkezlerince kesilen belli bir hayvan bu bayram vetiresinde çekirdek aileler tarafından bireysel ya da gruplu bir şekilde yapılıyor. Hal böyle olunca aşevlerindeki ihtiyaç veya günlük kasaplardan alınan et sayısında düşüş oluyor. Ama yine yıllık kesim aynı veya biraz daha fazla. Sonuca bakıldığında öyle veya böyle kesimler devam ederken sadece değişen usul ve kişiler oluyor.

Yine Kurban Bayramı varken doğadaki otçul etçil döngüsü de devam ediyor.

İslam zuhur ettiği bu zamana kadar da ne büyükbaş hayvan ne de küçükbaş hayvanlarda da bir nesil tükenme durumu söz konusu olmadı.

O HALDE BU MARJİNALLER NEYİN PEŞİNDE?

Açık ve net bir şekilde karaktersizlik örneği sergileyerek dobra dobra İslam düşmanı olduklarını ve aynı zamanda Müslümanlardan da nefret ettiklerini söyleyemiyorlar. İçlerine attıkları duygularını Hindilerin kesildiği Şükran Günü’nü es geçerek Kurban Bayramı’nda Müslümanları incitecek şekilde dışa vuruyorlar.

Yahu ha kesim merkezinde bir kasap tarafından kesilmiş ha çekirdek bir aile o kesilen hayvanı alarak ve bir kasap kiralayarak bu işlemi gerçekleştirmiş. Değişen ne? Hem İslam’daki kurban kesimi o tarih sayfalarındaki ilkel kabilelerin yaptığı kurban ayinleriyle de alakalı değil. Nasıl değil? Ayet ve hadislerle size bunu açıklayayım. (Ek olarak ayet ve hadislerin deforme olduğunu iddia edenlere de şu yazımı okusunlar. Kur’an ile hadislerin günümüze kadar tahrif olunmadan nasıl geldi bir anlayın.

kocatepecamii

OLAY ETTE KANDA DEĞİL!

“Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah’tan korkun. Biliniz ki Allah’ın vereceği ceza ağırdır.” (Bakara 2/196)

Âişe (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu kurban kesme gününde Allah katında kan akıtmaktan daha sevimli bir amel işlememiştir. O kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelecektir. Kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında hemen kabul olunur. Bu sebeple kestiğiniz kurbanlardan dolayı sıkıntı değil gönlünüz hoş olsun.” (İbn Mâce, Edahî: 3)

“Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), ‘And olsun seni öldüreceğim.’ dedi. Diğeri de ‘Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder.’ dedi…” (Mâide 5/27)

Enes b. Mâlik (r.a.)’ten rivayet edildiğine göre: “Resulullah (s.a.v.) boynuzlu, alaca renkli iki koçu kendi eliyle keserek kurban etti. Besmele çekti, tekbir aldı ve keserken ayağını koçların sağ yanı üzerine koydu.” (Buhârî, Edâhî: 7; Müslim, Edahî: 3)

“De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’ âm 6/162)

kuran

Berâ b. Âzib (r.a.)’dan merfu olarak rivayet edilen hadisinde Resulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Topal hayvan, tek gözlü hayvan, hastalığı belli olan hayvan, zayıf ve cılız hayvan kurban edilmez.” (Ebû Dâvûd, Dahaya: 5; İbn Mâce, Edahî: 8)

“Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah’ın adını ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlahınız, bir tek İlah’tır. Öyle ise, O’na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlaslı ve mütevazı insanları müjdele!” (Hac 22/34)

“Resulullah (s.a.v.), Ramazan Bayramı namazına bir şeyler yemeden çıkmazdı. Kurban Bayramı’nda ise, namazdan dönünceye kadar bir şey yemezdi.” (Büreyde, Kütüb’ü-Sitte: Hadis no: 3048)

“Biz, büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu hâlde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah’ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz yiyin hem de ihtiyacını gizleyen/gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik.” (Hac 22/36)

“Kendilerine ait birtakım yararlara tanık olsunlar. Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. İşte bunlardan yiyin, sıkıntı içindeki fakiri de doyurun”. (Hac 22/28)

“Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes.” (Kevser 108/2)

“Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.” (Sâffât 37/107)

Resululah (s.a.v.) buyurdular ki: “Allah indinde günlerin en büyüğü Kurban Bayramı günüdür. Bunu, fazilette nefr günü (teşrik günlerinin ikinci günü) takip eder.” (Abdullah İbnu Kurt, Kütüb’ü-Sitte: Hadis no: 4561) (Derleme http://www.ihh.org.tr/)

Müslümanların kesin bir teslimiyet ile varlığını kabul ederek can-ı gönülden bağlandığı Yaratıcı’nın kana veya ete mi ihtiyacı var? Her şeyi yarattığına iman ettiğimiz Allah Teala’nın bizim kestiğimiz o küçük hayvanlara mı ihtiyacı var? Olay ne et ne kan.

OLAY TAMAMIYLA TESLİMİYET!

Olay tereddütsüz teslimiyet. Sana deseler ki davan uğrunda çocuğunu keser misin? Kaba etin yiyorsa kes. Karakterin varsa kes. Hadi diyelim ki Hz. İbrahim kadar yüreklisin, davan uğrunda bu durumu kabul ettin çocuğunu keseceksin. Çocuğun Hz. İsmail gibi ‘çocuk denilecek’ yaşta baba canın sağolsun, kıy canıma davandan dönme diyecek kadar karakterli mi, böyle bir karakterde çocuk yetiştirebilir misin?

İşte bu iki karakter timsali baba ve oğul aynı ilkel topluluklar gibi insan kurban edecekken manevi bir olay gerçekleşiyor ve Vahiy Meleği Cebrail (A.S) bir koç ile Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in yanına gelerek takva testini geçtiklerini ve kurban olarak bu koçu kesmelerini söylüyor.

Yani ilkel olarak insan kesileceğine kesilecek bir şey en fazla hayvan olur, onun da amacı et lüksünden maruz olan garibanları doyurmaktır. Sadece bu kadar mı? Elbette değil! Kurban Bayramı aynı zamanda küsler barışır, aileler bir araya gelir, mahalle sakinleri camilerde buluşur, … diye uzar gider. Daha ne hikmetleri var bu kurban işinin, o hikmetlerden birini bizzat yaşayan birinden dinleyelim.

Sen insan da inanmasan da marjinal efendi, bu dünyada aklının almayacağı tonlarca vaka gerçekleşiyor. Neyse mevzu bu değil, mevzu senin karaktersizliğin.

KARAKTERLİ OL AÇIK VE NET SÖYLE

Her Kurban Bayramı ortada saatlik büyüyen ve çoğalan mantarlar gibi ortaya çıkıyorsunuz. Ama hiç Şükran Günü hindiler için çığırtkanlık yapmıyorsunuz…

Sizin kafa aynen ‘Ben İslam düşmanıyım, Müslümanların alayından nefret ediyorum, açıktan söylersem bu düşmanlığımı çok yüklenen olur linç ederler, ben yine en iyisi bu bayram da laf sokayım.’

Erkeksen, karakterin varsa çık ‘İslam karşıtıyım, Hristiyanlarla ve diğer dinlerle aram iyi zira işime geliyor onların inanışları ondan Şükran Günü ve benzerleri beni rahatsız etmiyor. Ama size gıcık oluyorum. Kurban Bayramı’na da karşıyım.’ de. Biz de diyelim ki ‘Karakterliymiş, dobra dobra söyledi.’

Karakterli olun, dünya görüşünüz neyse öyle yaşayın. Duygularınızı içinize atmayın marjinaller! Bastırılmış duygular bir yerde patlama yapabiliyor.

BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR YÜRÜTMEYİN!

Bir husus hakkında konuşmadan veya beyan yapmadan önce o konu hakkında bilgili olmak şarttır. Ondan sonra size göre bir problem ise çözme yolu için adım atarsınız. Ve son olarak, başkaları sizin dünya görüşünüz veya ölçünüz hakkında nasıl bir yorum yapmalı ki kırılmayasınız? Kim kırılıp incitilmek ister ki? İşte siz de beyanlarınızda başkalarını kırmayın, yoksa bir gün gelir sizi kırarlar. Artık bu fiziki mi olur yoksa duygusal mı olur bilemiyorum. Had bilmek, vicdanlı olmak şart.

kitap

SON SÖZ

İman eden herkesin bayramı mübarek olsun. En büyük temennim İslam Alemi’ndeki ayrılıkların biterek galebe sağlamamızdır. O günleri de göreceğiz inşallah.

Not: Peki vejetaryenler? Marjinal kardeş, o vejetaryen arkadaşa söyle bitkiler de canlı. Nasıl kıyıyor o bitkilerin çiçeklerine, meyvelerine, sebzelerine veya vücutlarına? Onlar da canlı… Ha bir de eleştirilerinde sadece Kurban Bayramı’na dadanmasın, Şükran Günü için de bir şeyler derse deriz ki ‘Ha bu samimi’ 🙂

Not 2: Yazının ana resmindeki görselde neden Hz. İbrahim’in yüzü blur’lu? Kendisi çizin deyip çizdirmediği sürece bir insanın resmedilmesi benim nezdimde saygısızlıktır. Bir de nereden bileyim Hz. İbrahim öyle bir görünüşe mi sahipti? İnsanları yanıltmanın da lüzumu yok. Ek olarak sağda solda bu anı resmedenler Cebrail (A.S)’ı kanatlı, uzun saçlı ve kadın görünümünde çizmişler. Hayır, melekler öyle görünmemektedir. Hatta bir bayana melek gibisin demek mecazi olsa bile hatadır. Bu hususa dikkat ederek seçtiğim bu görsel en uygunuydu ama böyle bir blur’lama yapma zorunda kaldım.

Not 3: Kurban bağışları için de http://www.ihh.org.tr/tr‘ye bakabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir