Müslümanların Tokalaşma İle İmtihanı

tokalasmak-handshake

Bu toprağın insanları tarafından sorgulanmaktan, yadırganmaktan ve yabancı biriymişim gibi görülmekten bıktım. Ben de bu coğrafyanın insanıyım, mayalarımız aynı. Peki, neden böyle, tabiri caiz ise, hor görülüyorum? Yanlış bir şey de yaptığıma inanmıyorum. O halde akla bir soru geliyor, kim doğru?

Değerli okurlar, uzun süredir yazı yazmıyor adeta kaçak davranıyordum. Sadece yazmasam iyi, birçok sorumluluğumu da gayri ihtiyari yerine getiremez oldum. Neden? En ağır basan iki sebebi söyleyeyim. 1- Tarih tahsili zorlaştı. 2- Artık hizmet veren değil alan olmak, normal olmak, bilgiyi üretip birilerinin önüne sunmak yerine üretilen bilgilerin benim önüme sunulmasını istiyordum. Topluluklarda yönetici, projelerde danışman olmaktan yoruldum…

ARKADAŞ ÇEVRESİNDEN GELEN TEPKİ

İşte böyle bir ruh halindeyken üzüldüğüm ve beni bu yazıyı yazmaya iten bir vaka vuku buldu. Oyunlar vesilesiyle tanışarak beraber vakit geçirmeye başladığım arkadaşlarım mevcut. Bu arkadaşlarımın arasında erkekler olduğu gibi hanımlar da var. Geride bıraktığımız haftaların birinde dijital ortamda bir sesli görüşme yazılımından sürekli konuştuğumuz işte bu arkadaşlarımla, gerçi arkadaştan da öte dost kardeş diyebileceğim kişiler, buluşup sinemaya gittik. Elbette bir selamlaşma faslı oldu. Ben bu buluşmaya gelen iki hanım ile tokalaşmadım (musafaha) bunun yerine hafifçe öne eğilerek, Japonlar kadar değil :), hal hatır sordum. Film izledik, yemek yedik velhasıl eğlendik. Gece sonunda yine bir tokalaşma faslı oldu tabi ben yine tokalaşmadım ama nezaket ne gerektiriyor ise yaptım. Sonuç olarak herkes evine gayet mutlu döndü.

Buluşmamızın üzerinden günler belki birkaç hafta geçti, yine internet ortamından sesli bir şekilde sohbet ediyor ve aynı zamanda oyun oynuyorduk. Sohbetin konusu bir şekilde kültür ve diziler üzerine yoğunlaştı. Ben, 2013 yapımı Vikings (2. sezon yolda) dizisinden ve dizinin Vikingler’le alakalı izleyiciye aktardığı kültürel öğelerden bahsettim, ama izlemeyenler vardır diye spoiler vermemek için üstün körü izah ettim. Bu esnada bayan arkadaşlardan birisi ‘Ne var, açıkça söyle’ gibisinden bir şeyler dedi. O esnada bir arkadaş dayanamadı, ki zaten bu arkadaşımızın özel mesleği spoiler vermektir, ‘Dizide Vikingler, eşlerini misafirlerine sunuyor ve hatta beraber grupça ilişkiye giriyorlar’ dedi. Ben de, eğer yanlış hatırlamıyorsam, bu mevzuyu Danimarkalı bir arkadaşa sordum, yanlış olduğu ile alakalı herhangi bir geri dönüş olmadı yani bu mevzular gerçek herhalde gibisinden bir cümle kuruyordum ki işte bu esnada keşke olmasa dediğim olay gerçekleşti.

Haftalar önce buluşmamızda tokalaşmadığım hanım arkadaşım sohbete ‘Ya Talha bırak ya benle tokalaşmıyorsun şehvete düşeceğim diye böyle müstehcen dizileri izliyorsun, ya bırak yeme bizi’ gibi şakayla karışık tabiri caiz ise lafı yapıştırdı. Ben de buluşmamızın üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen böyle bir şey söylemesinin bir sebebi vardır diyerek mevzuyu izah etmeye başladım. (Müstehcen dizi açıklamam ilerleyen bölümlerde)

SEKTÖR ÇEVRESİNDEN GELEN TEPKİ

Ağırlıklı olarak Türk oyun sektöründe ve kısmen de olsa teknoloji sektöründe basın cephesinde koşturuyorum. Lansmanlar, konferanslar ve diğer faaliyetlere katılıyor farklı dallarda uğraş veren birçok insanla iletişim kuruyorum. Bu vetirede de ölçüm gereği olabildiğince hanımlarla tokalaşmıyorum. Haliyle sektördeki duruşumdan dolayı hakkımda bir söylentinin sektördeki bazı kişilerce konuşulduğundan da haberdar idim. Zaten daha önce duruşumdan dolayı başıma gelenleri bloğumda size yazarak izah etmiştim. Ve bu söylentileri tasdiklendiği bir gelişme oldu. Uzun bir süre önce, teknoloji sektöründe yine benim gibi basın cephesinde koşturan ve oldukça tecrübeli bir arkadaşım,

‘Kızların elini sıkmıyor musun sen? Kulağıma geldi de, kızların elini sıkmıyor falan diyorlar, bu sektördeysen sıkacaksın olm.’ dedi…

BİLGİ OLMADAN FİKİR YÜRÜTÜLMEMELİ

Elhamdülillah Müslüman olan birisiyim. İnandığım gibi yaşamaya gayret ediyorum. Dinimin emir ve yasaklarına uyarak, çevreme zarar vermeden hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. İyi olanı ve güzeli söylemeye gayret ediyorum.

Kur’an ve Sünnet, et ile tırnak gibidir. Kur’an’da emrolunan birçok kaidenin uygulanışını Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz’den öğrendik. Peygamberler sadece ilahi emirleri bize ulaştırmaz aynı zamanda bize kaidelerin doğru şekilde anlaşılması ve uygulamasında da örnek olma görevini de üstlenmişlerdir.

Yani bir Müslüman hanım/erkek Kur’an’da emrolunan kaidelere uyar ve Allah’ın nizamına göre yaşayan son ve en önemli kişi olan Hz. Muhammed’i örnek alır. Bazı fıtrati konularda hanımlar Hz. Fatıma, Hz. Ayşe ve diğer sahabe hanımlarını örnek alırlar. Sonuç itibariyle doğrular ve yanlışlar bellidir, inanıyorsan bu kaidelere uyarsın ve bu süreci de en güzel uygulayanların yaşantılarına bakarak sen de ideal olan seviyeye ulaşmaya çalışırsın. Ben böyle yapıyorum zira ucu bucağı olmayan nimetleri bana sunan Yüce Yaradan’a teşekkür ediyorum, onun rızasını kazanmaya çalışıyorum. O’nun buna ihtiyacı yok, ama bir düşünün, size iyilik yapana nasıl davranırsınız?

İslam öyle bir din ki hayatımızın her zerresinde ve saniyesinde var. İslam ölçüsünde tokalaşma ile alakalı kaideler de var. Hz. Ayşe Annemiz’in ve sahabi hanımların naklettiği iki söz var. Bir tanesi hadis bir tanesi de Peygamer Efendimiz’in eşinin bizzat yaşayarak gördüğü bir olgudur.

Taberi, Buhari gibi kaynaklardan günümüze ulaşan ve bu süreçte oldukça önemli testlerden geçerek ‘sahihtir, gerçektir’ diyebileceğimiz şu iki söz Müslümanların uyması gereken kurallardan bir tanesidir.

  • Ben kadınlarla tokalaşmam. Benim yüz kadına söylediğim söz bir kadına söylediğim söz gibidir.

Bu biat için gelen hanımlara söylenen bir sözdür ve hadistir. Kaynak: Nesei, Biy’a: 18; İbni Mace, Cihad: 43.

  • Vallahi Resulullah (ASM)’ın mübarek eli hiçbir yabancı kadının eline kesinlikle değmedi.

Bu ikinci madde de Hz. Aişe Annemiz yani Hz. Muhammed’in eşi tarafından aktarılan bir bilgidir. Kaynak: Buhari, Ahkam, 49; İbni Mace, Cihad 43.

YABANCI KADIN KİMDİR?

Nureddin Yıldız Hoca’nın izahıyla; Bir erkeğin tokalaşacağı kadın bekarsa ve evlenmeleri caiz ise o kadın yabancı kadındır. Buna namahrem denir. Eğer bekar evli farketmez, evlenmesi caiz değil ise buna da mahrem denir.

Ebediyen evliliği caiz olmayanlar kimlerdir? Anne, kız kardeşi, halası, teyzesi, kaynanası, ninesi, torunlar, çocukları… Bunlar ebediyen evlenilmesi caiz olmayanlardır. Bunlarla tokalaşabilir ve hatta kucaklaşabilirsiniz.

Mahrem olan, evlilik kesinlikle düşmeyen bu yakınlar dışındaki kadınlarla ve kadın olan için de erkeklerle tokalaşmak haramdır.

HADİSLER VE KUR’AN GÜNÜMÜZE KADAR NASIL GELDİ?

Böyle bir şüpheniz var ise daha önce yazmış olduğum bir yazıya yönlendirerek bu soruyu soranlara cevap vermiş olalım.

NEDEN TOKALAŞMIYORUM?

Okudunuz, yabancı bir hanım ile tokalaşmamamın sebebi Hz. Muhammed’i örnek almamdandır, onun her hareketi de Allah’ın emriyle gerçekleştiği için bu uygulamanın aslında Allah’ın emri olduğunu da bilmekteyim. Böylece Yüce Yaradan’ın emir ve yasaklarına uymuş oluyorum. İnandığım gibi yaşıyorum, bu en doğal hakkım.

TOKALAŞMANIN SOSYOLOJİK AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİtokalasma-sosyoloji

Sosyolojinin en temel kavramı toplumdur. Toplumların da davranışları, yapısı, olguları, kendi içinde grupları ve bu hususlara bağlı olarak kurumları vardır. Toplumun temel öğesi insanın ise benliği, statüsü, üstlendiği rolü vardır. Birbiriyle son derece bağlantı olan kişi ve toplumun değer, norm ve normlara bağlı yaptırımları da vardır. Bu öğelerin birbiriyle bağlantılı bir şekilde seyrettiği süreçte hayatımızı idame ettiririz ve buna da toplumsallaşma yani sosyalleşme denir.

Sosyalleşirken toplumsal hayatımıza yön veren kurallar da eğitim süreci ile kazanılır. Aile ve okul ise eğitimin iki önemli ana unsurudur.

Sosyalleşirken toplumun zincirleri olan kişiler kadın/erkek sürekli iletişim içerisindedir. İletişim esnasında sembolik birçok davranış vuku bulur. Bu davranışlardan biri de tokalaşmadır. Tokalaşma samimiyet duygusunun sergilendiği bir davranış biçimidir. Tokalaşma ve çeşitleri, insanlık tarihi ile aynı yaştadır. Herkesin bildiği gibi ‘Bak elimde silah yok’ mesajını sembolik olarak el uzatarak yapan geçmiş toplumların bu davranışı günümüzde daha hafifleyerek medeni iletişim olgusu olarak sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır.

Tarihi kaynaklarda gördüğümüz kadarıyla tokalaşma ve sarılma gibi hususlar eskiden, günümüzde olduğu kadar sıklıkla yapılmıyordu. Savaş anlarında, ad hoc denilen geçici veya tek yanlı diplomasi görüşmelerinde, yer yer ticari iletişimde ve birkaç gün birbirini görmeyen toplum bireyleri arasında tokalaşma olurken sarılma kucaklaşma gibi davranışlar da uzak diyarlardan gelindiğinde gerçekleşiyordu.

Velhasıl tokalaşma geçmişte ve günümüzde sembolik olarak samimiyetin davranışa dökülmüş halidir diyebiliriz.

Peki tokalaşmayan samimi değil midir? Toplumsal yapı dedik yukarıda, değer dedik… İslam Toplumu’nun tokalaşma ile alakalı yapısını yukarıda izah ettim. Japonlar’ın selamlaşma faslına ise hiç girmeye gerek yok. Sonuç olarak bilim bile bu kavramları saptayıp kabul etmiş durumda. Bu kavramlar üzerine tabiri caiz ise kafa patlatan birçok kişinin de bir yaratıcıya inanmadığını söyleyebiliriz. Yani din olgusunda birleşemiyorsak insan olgusunda birleşebiliriz. Bilim bizi insan nezdinde birleştiriyor ve bu gerçekleri kabul etmemizi söylüyor. En azından burada birleşerek farklılıkları kabul etmeli, saygı göstermeliyiz. Genel uyum sağlayamıyorsak en azından dıştan uyum sağlayarak inkar ve yadırgama gibi davranışlarda bulunmamalıyız.

İNGİLİZ YADIRGAMIYOR SANA NE OLUYOR?

Ailem yaklaşık iki sene İngiltere’de yaşadı. Bu esnada başlarına gelen 3 vakayı sizlere aktarmak istiyorum.

Annem bana gebe iken İngiltere’de hastaneye gittiğinde babam bir izahta bulunmadan evvel hastane yönetimi hemen kadın hemşire ve kadın doktorlar ile bizimkilerle ilgilenmeye başlamış. Annemin tesettürlü olmasından anlaşılacağı üzere ‘Bu aile Müslüman, toplumsal değerlerine göre gerektiği gibi muamele edilsin’ denildi herhalde, zira yapılan hizmet ortada…

Ben doğduktan aylar sonra bir hastalığım için yine hastaneye gidildiğinde bir erkek doktor anneme elini uzatmış. Annem ise elini kalbine doğru götürerek hafifçe eğilmiş ve teşekkür etmiş. Doktor ‘Neden elimi sıkmadınız’ diye sormuş. Babam da cevaplamış. Sonraki kontrollerimde ise doktor bu davranışı unutmayarak bizim değerlerimize göre selam vermeye başlamış.

Son vaka ise hastanede değil bir pastanede geçiyor. Bizimkiler pasta almak için bir pastaneye girmişler, buradaki hanım yine göründüğü üzere Müslüman bir aile geldi diye düşünerek ‘Burada satılan hiçbir pasta sizin değerlerinize uygun değil. Yarın gelirseniz size özel bir pasta yapabiliriz’ demiş ve bizimkiler de bir gün sonra yine aynı yere giderek alışverişlerini tamamlamışlar. Herhalde domuz yağı ya da alkol barındıran pastalar mevcuttu. Neyse mevzu bu değil.

Medeniyet budur, medeniyet karşılıklı saygıdır, değerlere verilen önemdir. Bu yaşanan vakalar 90’ların başı, bugün 2014’teyiz. Daha modernleştik, lakin lafta gibi…

Bu topraklarda yetişen siz beni yadırgayanlar, mayamız aynı. Elbette buluştuğumuz ortak bir paydamız da var, hiç değilse bu ülke vatandaşıyız. Elin İngilizi taaaaaa Norwich City’de beni ve değerlerimi yadırgamazken sana ne oluyor? Sen neden beni yadırgıyor, hor görüyor ve eleştiriyorsun. Tek yaptığım inandığım gibi yaşamak. Sana zarar da vermiyorum! Neden? *haykırarak*

İSLAMDA TOKALAŞMAMANIN AMACI NEDİR?

Bu konu ile alakalı bir tahsilatım yok. Şahsi cevap vereceğim. Kısa ve net olacak.

  1. Allah’ın emri bu ise kayıtsız şartsız iman ettim ve uyguluyorum ve ölene kadar da uygulayacağım İnşaAllah.
  2. Benim eşim benim için son derece önemlidir. Teknoloji gelişse üzerine toz kondurmayacak derecede kristalden bir tabaka ile korurum. Aynı şekilde sevgi göstergesini eşimden de beklerim. O benim, ben de onununum. Haliyle kendi eşime gösterdiğim bu sevgiyi saygıyı karşı tarafa da göstermekteyim. Tanımadığım insanları da kendim gibi düşünüyor sayarak evli veya değil böyle davranırım.

Bir örnek vereyim. Aşhanem olsa, çocuklarıma taze et sunsam ama gelen müşteriye bayat et sunsam ne kadar insanımdır? Kendime yapmayacağım bir şeyi neden karşıdakine yapayım felsefesiyle hareket etmekteyim.

MÜSTEHCEN İZAHIspartacus

Girişte müstehcen dizi izahı ile alakalı bir not düşmüştüm, bu izaha gerek yok ama yapmakta da büyük fayda var. Film ve dizilerde müstehcen sahneler geldiğinde ileri sardırıyorum. Tarih aşığı olarak tarihi veya kılıç ve kalkan barındıran dizileri izlemeye özen gösteriyorum. Bu dizilerden Spartacus’ü izlemeyi bıraktım. Zira tarihi öğelerden çok seksist içeriklerin varlığı beni bunalttı ve bu diziyi izlemeyi bıraktım.

Nedeni ise Nur suresindeki ayet ile sabittir.

“(Ey Resûlüm), Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan beri alsınlar ve ırzlarını zinadan korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Muhakkak ki Allah, onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu boğaz, gerdan, baş, kol, bacak ve kol gibi yerlerini) göstermesinler. Ancak bunlardan görülmesi zaruri olan (yüz, el ve ayaklar) müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar. …” (Nur, 24/31)

Direk ayet olarak açık ve net bir şekilde emir sabittir, kaide bellidir. Zina yapmadığım gibi göz zinasından da sakınırım. Yani olay ne şehvete düşmek ne de benzeri başka bir mevzu. Benim nezdimde emirdir, ve emir demiri keser.

ÖNEMLİ HUSUS MÜSLÜMAN OLUP DA BU KAİDELERİ YERİNE GETİREMEYENLER NE OLACAK?

Bana şaka ile karışık gönderme yapan hanım arkadaşıma cevap verirken ‘Müslümanım’ dediğimde ‘Benle diğer tokalaşan aynı ortamda bulunanlar da Müslüman’ dedi.

Evet, Allah’ın varlığına ve birliğine aynı zamanda Peygamber’ine iman edip ben Müslümanım diyen Müslümandır. Lakin emir ve yasaklara uymayan Müslümanın takvasında hasar vardır.

  1. Eğer hem Müslümanım diyip hem de bu kaidelere uymuyorsa ve ‘Allah’ım bu kaideleri yerine getiremiyorum, yasak olduklarını ve günah olduklarını biliyorum affet.’ şeklinde bu kaidelere iman ediyor ve uymuyorsa günah işliyor ve vebal altındadır. En fazla bunu deriz ve biliriz.
  2. Eğer hem Müslümanım diyor hem de ‘Bu kurallar o zaman için geçerliydi, haram olmayan bir durum varsa bu kaide geçersizdir, ya ben Müslümanım ama böyle olduğuna inanmıyorum aslı budur.’ gibi kılıf bulmaya çalışıyor ve hatta kılıf buluyorsa üzgünüm ama ayetlere açık ve seçik şekilde ters düşüyorsun. Allah’ın nizamında bir noktayı kabul etmeyip geri kalan her şeye iman etsen dahi dinden çıkarsın. Tam iman esastır, 99’u doğru 1’i yanlış demene gerek yok deme meylinde olsan bile ayak kaydı demektir. O nedenle ağızdan çıkan laflara çok ama çok dikkat edilmeli.

Günümüzde en çok rastladığım tip 1. maddede izah edilen tipte Müslümanlar. Yer yer ben de bu tipe bürünüyorum. Bir sonraki başlıkta bunu da açıklayacağım. Bir de üçüncü bir tip var ki Müslüman ama emirlerden ve yasaklardan bir haber. Müslümanlığı kültürleşmiş, emir ve yasaklardan anne, nine, dede ve çevresinde gördüğü kadarıyla haberdar. Kalbi temiz ve iyi bir birey olsa da aslında kendine yakışmayanı yapan rahat tipler. Ölüm var, ölüm. Bu arada 2. tip, en zararlı tip bu tip. Ben rastlamıyorum ama 1 ve 3. tipe nazaran çok olduklarını iyi biliyorum. Son günlerde ülkemizi de karıştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Uzak diyarlardan taaaa buraları karıştırıyorlar…

HİÇ TOKALAŞMADIN MI?

Tokalaşmadım diyemem, tokalaştım. Lakin bu anlar genelde planlamadığım durumlarda oluşuyor aslında. Yer yer bilerek tokalaştığım da oluyor. Yoksa durumu güzelce izah edip sıyrıla da bilirim. İşte bu anlarda ‘buğz ediyorum’. ‘Yarabbim affet bunun hata olduğunu biliyorum’ diyerek diyetinin hafif olması için tevekkül ediyorum pişmanlığımı içimden dile getiriyorum.

“Bir kötülük gördüğünüz zaman elle düzeltin. Buna gücü yetmezse dilinizle düzeltmeye çalışsın. Buna da gücü yetmezse kalben buğzedin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman 78; Ebu Davut, Salat, 232)

Buğz etmek İslam nezdinde farklı bir manadadır, bunun da altını çizelim. Bir hata yaptın bari kalbine, içinden ‘karşı dur’ demektir. Ama bu demek değil ki bir karşılığı olmayacak, elbette diyeti ödenecek. Ama bu da demek değil ki ümidini yitir. Belki yapacağın bir hayır ile bu diyeti nötrleyebilirsin. Allah indinde ne olacağını bilemeyiz. Ama buna cevap herhalde gerçek* vicdandır diye düşünüyorum. Az çok tahmin edersiniz yani… Zaten ümidin yitirilmemesi de emrolunmuştur ki bu da ayrı ve uzun bir konudur.

HASILI KELAMminber

Değerli Müslüman erkek ve kadın kardeşlerim, inandığınız gibi yaşayın. Değerli Müslüman olmayan insani değerlerde bir araya geldiğimiz erkek ve kadın kardeşlerim, Müslümanlar’ın yapısı ve değerleri böyledir. Lütfen saygı gösterin, bizi incitmeyin, beraber çok güzel bir şekilde yaşayabiliriz. İslam bizim inancımıza göre en başından beri var, kimileri için de 1500 yıldır var. Son yıllarda çıkmayan bu dini benimseyen ve benimsemeyenlerin beraber huzurlu bir şekilde yaşadığını son 1500 yıla bakarak gayet iyi örneklendirebiliriz. Yani yeni tecrübe ettiğimiz bir şey değil, evet beraber mutlu bir şekilde yaşayabiliriz.

Sormak istediğiniz veya benim göremediğim bir yanlışım var ise lütfen yorumlarınızla katkı sağlayınız. Beraber bu mevzuları, burada istişare edebiliriz. Herkese iyi günler dilerim.

Not: Uzun bir aradan sonra Word ölçüsü ile 6 sayfa yazmak hafif yordu 🙂

Not: Yazının girişindeki ilk cümleyi kurarken aklımda şu şarkı vardı…

Müslümanların Tokalaşma İle İmtihanı” üzerine 11 düşünce

  1. GÖKTÜRK

    Net bir açıklama olmuş. Uzun uzadıya yorum yapmaya gerek görmüyorum ve sadece katıldığımı belirtmek isterim. Ne kadar yapabiliyoruz; uyabiliyor muyuz ? Allah bilir. Elinize sağlık.

    Hot debate. What do you think? Thumb up 5 Thumb down 4

    Yanıtla
  2. Burakhan

    Şu dizilerdeki müstehcenlik hat safhada olduğundan rahat rahat dizi izleyemiyorum.

    Yorumu değerlendir Thumb up 3 Thumb down 3

    Yanıtla
  3. Serkan

    Düşüncenize, inancınıza saygım sonsuz. Fakat bir tokalaşmayla, akıla evliliğin gelmesi enteresan geldi bana.

    Mantığı tam olarak kavrayamadım. Yabancı bir bayan yada erkek ile tokalaşıldığında aklıllara cinsellik, yada haram olan başka bir düşünce mi geliyor? Yoksa sadace “Karşımdaki bay/bayan ileride evleneceği kişiye ait olacak, o kişiye saygısızlık olur” düşüncesi mi?

    Peki bir kişi eşinin başkasıyla tokalaşmasından neden rahatsız olur? Ben şahsen şu durumda rahatsız olurum. Eğer eşim bir erkek tokalaştığında erkeğin aklına cinsellik geliyorsa rahatsız olurum. Fakat bir tokalaşmanın kişinin aklına cinsellik getirmesi pek normal bir şey olmamalı.
    Aksi taktirde iki elin temas etmesinin bir zararını göremiyorum.

    Açıkçası bu yazıyı okuyana kadar tokalaşma benim için sadece tokalaşmaydı. Tokalaşma aklıma pozitif veya negatif herhangi bir düşünce getirmiyor, bende herhangi bir his, duyguda uyandırmıyor.

    İngiltere’deki durum ile Türkiye’deki durumu karşılaştırmanın pek doğru olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ingilteredeki farklı bir dine inanıyor ve karşısındaki insanın dinine saygıgöstermeye çalışıyor.

    Fakat Türkiye’de bu davranış farklı anlaşılır. Çünkü Türkiye’de Müslüman olan çoğu insan tokalaşıyor.Bu durumda biri tokalaşmaktan kaçınırsa yanlış anlaşılabilir.
    Biri benim elimi sıkmaktan kaçınsa “Acaba yanlış birşey mi yaptım? Acaba hakkında kötü şeyler düşündüğümü mü sanıyor? Acaba beni samimiyetime inanmadı mı? Acaba beni sapık felan mı sandı ?” şeklinde düşüncelere kapılırım ve ister istemez karşımdaki insandan soğumaya başlarım.

    Bunları yargılamak için söylemiyorum sadece anlayamadığım noktalar oldu.

    Yorumu değerlendir Thumb up 4 Thumb down 1

    Yanıtla
    1. Talha Turhal Yazar

      İslam = İnsan bunu akıldan çıkarmamak şart. Ben şahsi düşüncem olarak eşlerin birbirine ait olmasını da bir etken olarak dile getirdim. Asıl mevzu Peygamber’in sünnetidir. Şartsız iman eden Allah’ın örnek alın dediği Peygamber’ini örnek alır, kazançlı çıkar.

      İslam ile ‘sadece’ olan her şey değişti. Öyle ki değersiz kelimeler anlam kazandı, yiyecekten tutun tuvalet yapma şekline kadar her şeyin nizamı insanlara bildirildi. Bu nizama ayak uydurana ne mutlu, şüphesiz ki uyduramayan veya bir kılıf biçerek ihtilafsız kaideleri tahrif eden ziyandadır.

      Yorumu değerlendir Thumb up 3 Thumb down 4

      Yanıtla
  4. Talha Turhal Yazar

    Kur’an, Sünnet, İcmâ, Kıyas…. gidiyor biliyorsundur.

    Yorumu değerlendir Thumb up 1 Thumb down 1

    Yanıtla
  5. Talha Turhal Yazar

    Muhaddis değilim haliyle soruları yanlış kişiye soruyorsun. Bir de konuyla ne alaka?

    Yorumu değerlendir Thumb up 1 Thumb down 2

    Yanıtla
  6. Bilge Kağan

    21. yüzyıla girdik bu ne ilkellik? Üniversite tahsili görmüş adamsın bir de..

    Yorumu değerlendir Thumb up 0 Thumb down 1

    Yanıtla
    1. Talha Turhal Yazar

      Sen bunu bir kültür olarak algıla. Ruslar nasıl votkasız yemek masasına oturmuyor. İngilizler nasıl bir sütlü çay molaları veriyor gün içerisinde heh işte bunu da sen devasa bir medeniyetin kültürü olarak algıla.

      Eğer 21. YY’deyiz bu ilkellik dersen gestapo olursun. Ha yüzyüze bakışarak selam vermenin neresi kötü? Ayrıca bak sen diyorsun bu ne ilkellik diye. Artık hepimiz silah mı taşıyoruz, birbirimize mi kastedeceğiz, ilkel denilen dönemlerde çıkan “elimde silah yok” işareti amacıyla ortaya çıkan bir şeyi neden hala devam ettiriyoruz? Mesela 2 dakika önce senin burnunu karıştırdığın elini parmağını tutmak zorunda mıyım?

      Not: İlkel diye bir şey yoktur, bu da bir başka sohbet ve istişare konusudur.

      Yorumu değerlendir Thumb up 0 Thumb down 0

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir