Necip Fazıl Kısakürek Eleştirilerine Reddiye

reddiye

Bu reddiye bana değil, ekşisözlük’te ‘peceteye recete yazan doktor’ takma adını kullanan yazara aittir. Sözlükteki yazısını okudum ve hemfikirim. Bu nedenle sitemde reddiyeye yer vermekteyim.

Kısa bir süre önce Necip Fazıl Kısakürek ve Adnan Menderes arasındaki mektuplaşma belgeli şekilde gün yüzüne çıktı. Akabinde karşıt görüşteki herkes bir ölü arkasından yapılmayacak eleştirilere girişti. Hakkında detaylı bir tahsilatım yok, şiirleriyle ve yakın dönemdeki edebiyat girişimleriyle tanıdığım Necip Fazıl Kısakürek’in haddini aşan eleştirilerde çizilen bir profile sahip olduğuna inanmıyorum. Aşağıdaki reddiye de fütursuzca eleştirenlere gelsin.

İşte o reddiye:

örtülü ödenekten aldığı paralar yassıada duruşmaları esnasında, mahkeme başkanı salim başol tarafından necip fazıl’a sorulmuştur. evvelden planlanmış bir kukla tiyatrosu misali tesis edilen mahkemenin pek yüksek(!) huzurunda necip fazıl da evhamlı kişiliğinin verdiği korku ve menderes’e olan minnetinin tezahürüyle tuhaf bir ifade vermiş, menderes’i överken mahkemeye mi sövmüş, yoksa cuntacıları överken menderes’e mi sövmüştür bir türlü belli olamamıştır. bu tezimize sebep olarak necip fazıl’ın dünyanın en baba avukatlarına nal toplatacak cinsten bir lâf cambazı olduğunu göstermek gerekir.

necip fazıl, mahkemede verdiği beyanatı cinnet mustatili ve müdafaalarım isimli kitaplarında farklı olarak anlatır. ancak zabıtlardaki hakiki ifadeler, kendi yazmış olduğu eserlerinde mahkemede verdiği ifade olarak gösterdiği cümlelerden farklıdır.

bunları nereden mi biliyorum? ben, necip fazıl’ın külliyatını bir değil iki defa hatmetmiş bir adamım. bazı kitaplarını üç defa olmak kaydıyla okuduğumu da söylemem gerekiyor. bunları neye istinaden söylüyorum? boş atıp dolu tuttuğum zannedilmesin. geçtiğimiz sene, kitabevi yayınları’ndan çıkan yassıada zabıtlarının yekünde 11 ciltte toplandığı bir sete denk geldim. birinci cild, örtülü ödenek davasına aitti. necip fazıl’ın fikri ve politik yaşamını bildiğimden ve örtülü ödenek davasında yargılanan iki maznun; adnan manderes ve ahmet salih korur’un savunmalarına munzam olarak onun da yassıada duruşmalarına ifade için çağrılmış olduğunu hatırladım. (kendisi bu husustan başta hapishane hatıralarının yer aldığı cinnet mustatili eseri olmak üzere müteaddit eserinde dem vurmuştur.) zabıtlarda, necip fazıl’ın mahkeme başkanı salim başol’a beyanatta bulunduğu kısmı buldum ve okudum. netice olarak; necip fazıl’ın örtülü ödenekten para aldığını zaten biliyordum. necip fazıl’la beraber, peyami safa olmak üzere, o dönemin kanaat önderi ve toplum nazarında muteber kabul edilen kalemleri de örtülü ödenekten para aldıklarını inkâr etmediler. ortada inkâr edilecek bir şeyin olmadığı da haliyle izahtan varestedir. necip fazıl ifadesini (kendi kitabında bahsettiğinden biraz farklı olarak) veriyor, örtülü ödenekten para aldığını kabul ediyor ancak bu parayı da hükümete ödediğini, ödeyebilmek içinse şahsi eşyalarını dahi sattığını söylüyordu.

aldığı paraların ödemesini yaptı mı, yapmadı mı bilmiyorum. bu mevzuuda fazla tetkikat yapmadım. necip fazıl’ın şahsına matuf suçlamalardan beraat ettiği de derpiş edilecek olursa, ortada necip fazıl’a isnad edilecek bir suç yoktur.

aynı necip fazıl’a örtülü ödenek davasından seneler önce başbakan recep peker tarafından ”islâmi meseleleri fazla açığa vurmamak, demokrat parti aleyhinde yazmak ve chp’ye muarız olmamak” karşılığında 400 bin lira teklif edilmiş, bu teklifin mukabilinde recep peker, necip fazıl’dan ”red” cevabı almış, böylece avucunu yalamıştır.

menderes hükümetinden para alan necip fazıl’la, chp hükümetinden para almayı şahsına hakaret telakki eden necip fazıl aynı kişilerdir.

bu bakımdan, necip fazıl görüşlerine mugayir olan chp’den para almış olsaydı, yaptığı o zaman etik olmayacaktı. fakat politik görüşüne müsavi bir çizgide yer alan dp’den para alarak ‘bal tuttuk parmağımızı yalayalım bari’ demiş, menderes döneminde yattığı hapislerin karşılığı olarak fikirlerini matbu yolla duyurabilmesi için hükümetten para istemiş ve almıştır. bunda da hiçbir beis yoktur.

bugün, yazmamaları karşılığında üste para vermeyi dahi kabul edebileceğimiz üç kelimeyi yan yana getirebilme maharetinden mahrum, toplumun ortalama zekâsının dahi altında bir hamakat üslubuyla kalem oynatan sözde yazarlar, kalkıp, necip fazıl gibi kalburüstü bir kaleme ‘yazması’ için para ödenmesini tuhaf karşılıyorlar.

hükümet, size fikirlerinizi serbestçe, basın yoluyla izhar edebilmeniz için para ödemeyi kabul ettiyse, bu yalnızca kalem oynatacağınız anlamına gelmez. biraz zekiyseniz, geleceğin siyasi ideolojisini daha o günden inşa etmeye başlarsınız. hali hazırdaki başbakan ve cumhurbaşkanının kimin talebesi olduğu sorusuna cevap, bu yazının mevzusunu teşkil eden şahıstan başkası değildir.

binnetice;

necip fazıl örtülü ödenekten para almış.
bunu zaten biliyorduk.
bu parayı almak için başbakana mektuplar yazmış.
dahasını söyleyeyim, sabaha karşı makam odasına gidip ‘bizi metresleriniz gibi bu saatte mi kabul edeceksiniz sayın menderes?’ dediği kendi kitabında da yazıyor. yani makam odasına girebilecek kadar arası iyi ve ağzına geleni söyleyebilecek kadar da cüretkâr.

ve sonuç… örtülü ödenekten aldığı paralar sebebiyle yassıada duruşmalarına ifade vermesi maksadıyla çağrılıyor ve ifadesini veriyor, bundan da beraat ediyor.

gereği düşünüldü. geçmişte ‘iplerinizi oynatan efendileriniz’ kararı çoktan verdi. size de ne yemek düştü?

Ek olarak Necip Fazıl Kısakürek’in en yakın dostlarından biri olan Üstad Kadir Mısıroğlu, acaba bu mektuplar için ne diyecek diye beklemekteyim. Kendisi bir açıklama yaparsa yine sitemde yer vereceğim. Ek olarak Mısıroğlu’nun Necip Fazıl Kısakürek’i anlatan bir de kitabı vardır. Okumadım, belki bu kitapta bahsi geçen örtülü ödenekten para alma hususuna değinilmiş olabilir. Kitap sahipleri beni bilgilendirirse sevinirim.

NOT: KADİR MISIROĞLU’NUN ESKİ BİR NECİP FAZIL KISAKÜREK YORUMU

Necip Fazıl Kısakürek Eleştirilerine Reddiye” üzerine 3 düşünce

  1. TLT

    Kardeş sen bu deli Kadir Mısıroğlu’nun videolarını sitene ekleyip bir de kaynaklı argüman gibi paylaşınca komik duruma düşüyorsun. Zaten komik bir durumdasın, iyice zavallı duruma düşüyorsun. Yorumu public olarak yayınlamayacaksın zaten yüksek ihtimal. Okuyup okuyup zavallı olduğunun farkına varman için yazdım.

    Hot debate. What do you think? Thumb up 3 Thumb down 5

    Yanıtla
  2. burak inanc

    Üstad kadir misirogluna deli diyenler acaba milliyetcilik için islamcilik için ayağını sıcak sudan soğuk suya koydumu . Bu adam yillarca hapis yatti , yurdisina hicret etmek mecburiyetinde kaldı üstelik dergisi turkiyedeki gazete ve dergi tirajlarinda birinciyken . Bu adama deli demek çok kolay bu iddiayi sunanlar ispat etsinler ışte belge onun kitablari , makalati ve konferanslari . Ayrıca yukaridaki yaziyi yazan zat arastirmaci olduğunu iddia ediyor ama okumayan oldugunuda söylüyor necib fazıl kitabini okumak yerine beni bilgilendirin diyor yahu kitab zaten 100 sayfa onu okuyamiyosan bırak yazı yazmayı … Ayrıca yukaridaki reddiyede menderese cüretkar konuştuğu buda kitabinda olduğu söyleniyor hangi kitab . O dönemki gazetecilerin ( sağ – sol ) %90 i devletten para aldı yardım aldi bu dunyanin her yerinde olan bir şey ve irfani devletin teşvik etmesidir bunun neresi utanilacak . Ha diyelimki necib fazıl bunu sovdugu m.kemal den aldı evet o zaman hakliydin ama bunu kendisinin de destekledigi bi adamdan aldı …

    Yorumu değerlendir Thumb up 1 Thumb down 0

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir