Noel Ve Yılbaşında Neden Tartışıyoruz?

Değerli arkadaşlar, yılın belli dönemlerinde benzer tartışmaların çıktığını görüyorsunuz. Noel ve yılbaşı da bu dönemlerden birbirine yakın olan iki örnek.

Ben bu konuya bir açıklık getirmek istiyorum. Çevremde gördüğüm kadarıyla inanan ve inanmayan arkadaşlarım mevzuyu anlamakta zorluk çekiyor.

Peki neden hep bu dönemlerde sürekli ülkemizde tartışma çıkıyor ve abuk görüntülere şahitlik ediyoruz?

1- Ve en büyük nedeni ulus devlet anlayışının zoraki beyinlere kazınarak “İmparatorluk Bakiyesi” bilincinin unutturulması.

2- Kişi veya kişilerin, bilinçli ya da bilinçsiz, üyesi olduğu medeniyetin bir üyesi gibi davranmaması.

Eğer bu bilinç geri gelirse yani bir nevi hüvviyet-i asliyeye dönme yaşanırsa bu tür tartışmaları görmeyeceğiz.

Peki neyi hatırlamamız lazım?

1- Biz bir imparatorluğuz, yani bu siyasi ve manevi sınırlarımız içerisinde farklı milletler ve inançlarda insanlar var. Bu insanlar, çevrelerine zarar vermedikleri ve diğer inanışlara karşı saygılarını yitirmedikleri sürece kültürlerini ve dinlerini yaşamakta hürdürler.

2- Müslümanlar için aslında dünyada toplam 2 millet vardır. Bunlardan birisi Müslümanlar, diğeri de gayrimüslimlerdir. Bu iki millet arasındaki farklar da “alamet” ve “adet” olarak ana başlıklar altında sınıflandırılır. Eğer bir Müslüman, gayrimüslim millette ait olan bir “adet”i kendi hayatına uygularsa bu “edepsizlik” olarak adlandırlır, hatadır, düzeltilir. Ancak “alamet” uygulanırsa bu küfürdür. Küfür de akaid kuralları yani dinin TEMEL (ben bilmiyordum mazeretinin kabul görülmediği) kurallardırı.

Değerlendirme

1. madde açısından değerlendirecek olursak Noel ve miladi yılın ilk günü, Hristiyan akaidi temellidir. Ülkemizdeki Hristiyan azınlıklıkların bu günleri kutlaması, sokakta Noel Baba kıyafetli kişilerin görünmesi son derece normaldir. Hatta devlete ve çoğunluk olan Müslümanlar’a düşen görev, onların bu ritüllerini yapmalarını da sağlamaktır. Çünkü İslam Hukuku’ndaki kaidelere göre onlar zimmidir, zimmettir.

2. madde açısından değerlendirdiğimizde “Ben Müslümanım” diyenler için miladi yıl = ticari yıldır. Müslümanların yılbaşı 1 Muharrem’dir. Eğer Müslüman bir birey, ticari yılbaşını, kutlamak isterse kutlayabilir, ancak unutulmamalıdır ki bunun din temelli bir kaynağı yoktur. Hatta hadislerde size Kurban ve Ramazan bayramı yeter gibi işaretler de yer aldığı için önerilmez de. Ancak kutlamak istediniz, o halde ne yapmalısınız? Gayrimüslim milletin alametleri veya adetleri ile benzer kutlama yapmaktan kesinlikle kaçınılmalıdır. Müslümanlığı kabul ederken “yapmam ve yapmamam gereken hususlar konusundaki tüm kullanıcı sözleşmesini kabul ediyorum” dediğiniz için 🙂 eğer adet ve alamet taklidleri yaparsanız, ceremesini çekeceğinizi de unutmayınız.

Sonuç

İnandığınız gibi yaşamalısınız. Eğer Hristiyan biriyseniz, Kurban Bayramı’da tekbirler eşliğinde kurban ibadetini yaparak salavatlar ile Hz. Muhammd (SAV) Efendimizi anmanız sizden beklenmez değil mi. Ya da bir Müslüman bir bireyin Noel’de Noel Baba kıyafeti giymesi, çam ağacı süslemesi beklenmez. İşte inanç yönünden, siz hangi inanışı ya da inanmama hususunu benimsediyseniz, bu yönde hareket etmeniz hem kendi açınızda hem de üyesi olduğunuz medeniyet açısından en doğrusu ve yapılması zorunlu olan davranış biçimidir.

İnsanlar, çevrelerine zarar ve rahatsızlık vermediği sürece, hür bir şekilde inandıkları gibi yaşayabilirler. Kimsenin bu çerçeve içerisindeki renkleri karalama hakkı yoktur.

İnandığınız gibi yaşamaz ya da insanların hayatlarını idame ettirme vetiresindeki haklarını çiğnerseniz, tartışmaların bitmesini bekleyemezsiniz.

Şimdi bu yazılanlar doğrultusunda, kendinizi tahlil ederek şu soruları kendinize sorun ve cevap verin.

1- Ben hangi dine inanıyorum?
2- Ben hangi medeniyetin üyesiyim?
4- İnandığım dinin temel kaidelerini biliyor muyum?
5- Üyesi olduğum medeniyetin geleneklerini biliyor muyum?
6- İnandığım ve üyesi olduğum medeniyetin bir bireyi gibi mi yaşıyorum?

Eğer olumsuz ya da birbiri ile çelişen cevaplar verdiğiniz bir soru/sorular varsa, bilin ki aslında şikayet ettiğiniz tartışmaların çekirdeğinde siz varsınız ve ne yapmanız gerektiğini az önce yukarıda okudunuz. Sorun da sizsiniz, çözüm de sizsiniz…

Peki tüm sorulara verilen cevaplar olumluysa? İnsanları kırmadan, çevrenize bu yazıdaki gibi bilgi vererek inandıkları gibi yaşamalarını ve insanların doğuştan gelen haklarına saygı duymalarını sağlamaya çalışmalısınız.

Ayrıca bkz http://www.talhaturhal.com/medeniyetlerin-alametleri-korunmazsa-yer-degistiriyormus.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir