Osmanlı İmparatorluğu Hangi Dili Konuşuyordu? – 1. Bölüm

osmanliturkcesi

“Osmanlıca yanlış bir tabir Osmanlı Türkçesi olması lazım.” dedim çarşı karıştı…

Osmanlılar tabi ki Türkçe konuşuyordu, yazıyordu. Ama bazıları için bu kabul edilemez bir gerçek.

Osmanlıca ne yazık ki tanzimat sonrası, özellikle Balkan Harbinden sonra, iki mana ile anılmaya başladı.

  1. Osmanlılar’ın konuştuğu Türkçe lehçesi. Osmanlı Türkçesi. Bu birinci anlam. (TDK)
  2. Her değeri et/kemik üzerinden değerlendirenlerin “Osmanlı Türkçesi ‘Türkçe’nin bir lehçesini konuşmuyor, Osmanlılar kendilerine ayrı dil yaptılar”. Bu da son derece yanlış olan ikinci anlam.

İşte ikinci anlama sımsıkı sarılan bu et kemik sevdalılarına fırsat vermemek adına Osmanlıca yerine Osmanlı Türkçesi’nin kullanılmasının daha iyi olacağını düşündüğümden böyle bir beyanda bulundum Facebook’ta. Lakin ne yazık ki ecdadın dilini 2. maddede belirttiğim üzere değerlendiren birisi şu şekilde cevap verdi.

Dilin çoğunu arapça, farsça ve fransızca sözcükler oluşturuyorsa; bir de üstüne dilbilgisi bile artık değişiyorsa (örneğin “yaşam suyu” için “hayat abı” yerine “ab-ı hayat”), o artık Türkçe değildir. Artık bir altay dili değildir. Dolayısıyla “Osmanlı Türkçesi” yanlıştır. Örneğin sözcük ya da ağız ayrılıklarımız olsa da, hala bir dile Kazakistan Türkçesi diyebilmemizin nedeni öncelikli olarak dilbilgisi kurallarının (gramer) aynı olması ve sonra da çoğu sözcüğün Türkçe olmasıdır(söyleyiş ayrılıkları önemli değil – gök/kök) Bir dili dil yapan zaten dilbilgisi kuralları ve sözcükleridir. Osmanlıca, kendine bu konuda çok ayrı bir yol açmıştır.

Bu cevaba karşılık Osmanlı Türkçesi’ni son derece eleştiren ama asla inkar etmeyen ve ötekileştirmeyen Türk Dünyası münevverlerinden İsmail Gaspıralı’nın dediklerini ve bu ötekileştirme/inkar mantığın zamanında düştüğü Türkçü-Tatarcı/Rus İlminskiy fitnesinden farksız olduğunu Prof. Dr. Ahmet Kanlıdere’nin çalışmalarından aldığım örneklerle cevapladım lakin ne dediysem işe yaramadı.

Osmanlıyı Türk saymayan birinin bu şekilde konuşması elbette şaşırtıcı değildir. Osmanlı’nın bir imparatorluk olduğunu, dilin yazılı ve sözlü olarak ikiye ayrıldığını ve yazılı ile sözlü kısımlarının da halk ve sanat olarak da kendi içinde ayrıldığını da (her dil gibi) unutmamak gerekir. Birkaç kural ihlali ya da yeni bazı kuralların dile dahil olması “Türkçe değil, yeni bir dil” tanımı için oldukça sönük iddialardır ve bu iddialar da bana son derece mesnetsiz sunulmuştur.

Osmanlı Türkçesi dil yapısı, kuralları vb. gibi hususlara bu yazıda, yani 1. bölümde, girmeyeceğim. Burada direk olarak “Osmanlılar’ın konuştuğu dil Türkçe değildir” diyenlere cevap verilecek. Bu cevabı da benim gibi aciz ve hala öğrenci olan biri vermeyecek.

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde Türk Dili, Osmanlı Türkçesi, Doğru Konuşma Ve Yazma, Türkçe’nin Güncel Sorunları, Çağdaş Türk Edebiyatı Metin İncelemeleri, Türk Dil Reformu dersleri veren ve eğitimi:

  • Doktora (2007-2012): Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, “Cumhuriyet Dönemi Dil Tartışmalarının Türk Dili Eğitimine Yansımaları (Toplum Dil Bilimi Bakımından Bir İnceleme)”, İzmir.
  • Yüksek Lisans (2004-2007): Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, “Nebire Gıymatdinova’nın Hikâyeleri ve Hikâyelerdeki Eğitimle İlgili Unsurlar” (Giriş-Metin-Sözlük), İzmir.
  • Tezsiz Yüksek Lisans (pedagojik formasyon/2003–2004): Celal Bayar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Orta Öğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümü, Manisa.
  • Lisans (1999-2003): Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, İzmir.

olan ve birçok yayına (uluslararası da dahil) imza atmış ve konferanslar vermiş olan Sayın Dr. Yasemin Özcan Gönülal verecek. Kendisine bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine birkaç soru sordum, aldığım cevaplar şöyle.

Cevaplara geçmeden önce kendisine çok teşekkür ediyorum.

Son araştırmalara göre Türkçe (Türkçeden kasıt Ana Türkçedir, Türkiye Türkçesi, Batı Türkçesinin son evresidir) Altay dil ailesine mensuptur. (Ural ve Altay dil ailesi artık iki ayrı dil ailesi olarak kabul edilmektedir.)

Osmanlı Türkçesi yahut Osmanlıca (ben, Türkçenin tarihi bir evresinin adı olduğu için Osmanlı Türkçesi demeyi tercih ediyorum fakat genel kabul görmüş kullanımı Osmanlıcadır (1). Bu konuda terim üzerinden tartışmayı esası kaçırmamak adına manasız bulurum, dileyen Osmanlıca diyebilir) Türkçenin Batı grubuna ait 15.-20. yy.lar arasında konuşulan lehçesidir.
Aynı dönemde doğuda Çağatay Türkçesi, batıda Kıpçak Türkçesi konuşuluyordu. Aralarında sadece bazı ses ve şekil farkları mevcuttur. 20. yy.dan sonra batıda Türkiye Türkçesi, doğuda ve kuzeyde yaklaşık 20 lehçe ortaya çıkmıştır. (Azeri Türkçesi, Kazak Tü., Kırgız Tü., Tatar Tü., Türkmen Tü. vs.)

Tasnifi özetle böyle yapıyoruz. Bu konuda Hayati Develi’nin Osmanlı Türkçesi Kılavuzu ile Osmanlı’nın dili adlı kitaplarına  bakabilirsiniz.

“Türkçe” tabiriyle kendi lehçemizi çoğu zaman kastetsek de aslında bizim dışımızdaki Türkler de Türkçe konuşuyor elbette. Lakin Osmanlı Türkçesi bugün bizin konuştuğumuz lehçenin yani Türkiye Türkçesinin bir önceki devresidir.

Hâlâ böyle iddialar var (Osmanlı’nın konuştuğu dilin Türkçe olmadığını iddia edenlere binaen)(2) ise kabahat “Türkçe”yi öğretemeyen, dil tarihini kavratamayan, eski kültür diline bigâne eğitim sisteminde maalesef.

Son söz olarak Selçuklulardan farklı olarak Osmanlı’nın resmi dilinin Türkçe olduğunu söyleyeyim.

Son tahlilde sonuç işte yukarıdaki gibi! Osmanlı İmparatorluğu Türkçe konuşuyordu!!! Osmanlı’nın konuştuğu Türkçe’yi işaret etme manasında “Osmanlıca” denmenin bir sakıncası olmadığını (Bkz. girişteki 1. madde) anlamış bulunmaktayız. Sayın Dr. Yasemin Özcan Gönülal hocamız da zaten bu bakış açısından “her ikisi de denebilir” diyor. Açıklamaları için kendisine yeniden çok ama çok teşekkür ederim.

Lakin girişte işaret ettiğimiz 2. madde, Osmanlı İmparatorluğu’nu ötekileştiren ve inkar eden tiplerin kastettiği mana, alimlerce tenezzül görmemektedir. Ancak Facebook gibi sosyal ağ sitelerinde bir tartışma kıvılcımı olabilir. Fazlası değil!

Yazının 2. bölümünde ne olacak? Planım şu girişte Osmanlı Türkçesi’nin ayrı bir yol çizerek Türkçe olmaktan çıktığını iddia eden kişinin belirttiği “dilbilgisi değişmiş” iddiasına yanıt vermek. Yani Osmanlı Türkçesi’nin yapısı, Osmanlı Türkçesi ne kadar “Türkçe” kurallarına aykırı ne kadar değil, dil bilgisi gerçekten bu dil “Türkçe değil” diyecek kadar mı değişmiş (ki bunu iddia eden de ciddi bir kanıt sunamadı) bunu yazıya dökeceğim. Böylece bu bozuk mesnetli, hatta mesnetsiz, iddialara ikinci bir sille indirmiş olacağız.

Şimdilik bu kadar, kendinize iyi bakın, hayırlı ramazanlar.

Notlar:
(1) Kastedilen Osmanlıca’nın 1. manasıdır.
(2) Ben not düştüm anlaşılsın diye zira bu sözü bana iletmeden önce ben “Osmanlı’nın
konuştuğu dilin” Türkçe olmadığını iddia edeler var” demiştim.
(3) Yazının görselindeki Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan metinde “taş atar kaş yarar” yazıyor 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir