Osmanlı Türkçesi Korkunuzu Yenin – 1. Bölüm

takvimi-vekayi

Osmanlı Türkçesi denince 155’i arayacak durumda olanlar var. Bu yazıyı onlara hediye ediyorum.

Üç bölüm olarak planladığım yeni yazı dizisinde ilk olarak “Dil nedir?” sorusuna cevap vereceğiz. Akabinde Türkçe ve Türkiye Türkçesi hakkında kısa bir mamulat edineceğiz. İkinci bölümde ise Türkçe’nin tarihsel kökenlerine inip Osmanlı Türkçesi’ne kadar geleceğiz. Üçüncü bölümde ise Osmanlı Türkçesi’nin muhtevasına bakacağız.

1. bölümün içeriği: Dil nedir ve Türkçe

DİL NEDİR?

Bu bölümde yabancı ve yerli şahsiyetlerin tanımlarına bir bakış yapalım, “dil”in ne olduğunu anlayalım.

  • Söz, zihnin birikimlerinin temsilidir – Aristo
  • Dil, kendi düşüncelerini sesin yardımıyla, özne ve yüklem aracılığıyla anlaşılır duruma getirmektir – Eflatun
  • Dil, sınırlı anlamın sınırsız kullanımıdır – Humboldt
  • Dil, zihinsel bir organdır – Chomsky
  • Dil, insanların meramlarını anlatmak için kullandıkları sesli işaretler sistemidir – T. Banguoğlu
  • Duygu, düşünce ve dileklerimizi anlatmaya yarayan işaretlerin – daha çok ses işaretlerinin- hepsine birden dil denir – T. N. Gencan
  • Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş toplumsal bir müessesedir – M. Engin

dil-nedir

Bilim açısından dilin özellikleri başlıklar altında toplanmıştır. Dil öncelikle bir sistemdir. Konuşma ve dinleme açısından ses biçim, söz dizimi, anlam vb. kaideler içeren bir sistemdir. Bu sistemin temeli sestir. Öncelikle dil sözlü anlatım aracıdır. Dilde nedensizlik (İslam kelamını tenzi ediyorum) vardır. Öğretim döneminde edindiğin en sevdiğim örneği vereceğim burada, demir maddesi sert olduğu için demir adını almamıştır. Demir, Türkiye Türkçesi’ne göre isim bakımından seslerim tümü ötümlü yani yumuşaktır. Asla ama asla “İlkel” dil diye bir şey yoktur. Tarihin hangi aralığı olursa olsun, diller insanların ihtiyacını karşılayacak çaptadır. Dilde üretim sınırsızdır. Toplumlara göre dilde değişimler olabilir, biz bunlara ağız/şifre/lehçe diyoruz. Dil toplumsaldır, dildeki yapı bölgeye, mesleğe, sosyoekonomik durumlara göre değişiklik gösterebilir. Dil öğrenilmez, edinilir ve sonraki nesillere aktarılır. Haliyle bu açıdan da bir sistem olma durumu gösterir. Diller arasında benzerlikler ve ortaklıklar olabilir, çünkü insan sosyal bir varlıktır.

Şimdi “dil” nedir daha iyi biliyorsunuz.

EFSANELERDE DİL

Tarih yazımı açısından parmakla gösterilen şahsiyetlerden Heredot’un aktardığı bir bilgiye göre Mısır Firavunları’ndan birisi dilin kökenini, ilk dili, bulmak ister. İki yeni doğanı doğuştan işitme yetisi olmayan bir kadınla baş başa bırakır. Başka insanın olmadığı bu ortamda büyüyen çocukların her ikisi Frig dilindeki ekmek manasına gelen “bekos”u dillendirirler…

Sözlü kaynaklar, o zaman kayıt cihazı olmadığından 🙂 , bugün ancak bilimsel açıdan dil tarihini Sümerler’den kalan Kiş tabletine kadar götürebiliyoruz.  Bu tabletin tarihlendirmesi ise MÖ 3500.

Babil Kulesi Efsanesi’ne göre tek bir dil vardır. İnsanların Babil Kulesi’ni inşa ederek tanrıya kafa tutması sonucu tanrı insanları cezalandırır. Ceza olarak insanları farklı dillerde konuşacak ve birlik olmayacak hale getirir…

İSLAM’DA VE DİĞER İNANIŞLARDA DİL!

Kur'an

Kur’an’ın Kalem Suresi 1. ayetinde Allah Teala “Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun.” kalem andolsun diyor. Ağzımız ve diğer organlarımız nasıl sesli iletişime vesile oluyorsa, kalem de yazılı haline vesile oluyor.

Yine Kur’an’da Rahman Suresi ilk 3 ve 4. ayetleri şöyledir “İnsanı yarattı. Ona beyanı öğretti.”

Yuhanna İncili 1:1-29’da “Başlangıçta söz vardı. Söz Tanrı ile birlikteydi ve söz Tanrı idi.”

Görüyoruz ki dil, İslam’a dinine ve diğer inanışlara göre köken bakımından ilahidir.

TÜR BAKIMINDAN DİL

Tarihi, coğrafi, bilimsel, toplumsal, siyasal ve işlevselliğe göre diller birbirinden ayrılmaktadır.

  • Ata dil: Dilin en eski şekli.
  • Ana dili: Anne vesilesiyle öğrenilen, bebeklikten başlayan dil.
  • Lehçe: Ata dilin önemli farklarla birbirinden ayrılan kollarının her biridir.
  • Standart dil/ölçünlü dil/ev dili: Örgün eğitim ve kitle iletişim araçları ile öğrenilen dil.
  • Lingua Franca: Farklı toplumların ya da medeniyetlerin ortak dilidir. Örneğin bugün dünyanın lingua franca’sı İngilizce’dir.
  • Yazılı di: Yazılı dil edebi dildir.
  • Argo ve jargon dil: Meslek ve toplumsal gruplara özgü, tabirleri herkes tarafından anlaması zor olan dil.
  • İzole dil: Bir dil ailesine mensup ama coğrafi olarak kendisi ile dil bakımından bağı olmayan dil grubuyla kuşatılmış dil (İspanya’daki Baskça).
  • Kutsal dil: İbranice, Sanskirt, Pali… Arapça neden eklemedik? İlerleyen bölümlerde ayrı başlıkta izah edilecek.
  • Devlet dili: Devlet yönetiminde ve kamu alanında yasal zorunlu dil.
  • Resmi dil: Yasal statüsü bulunan dil.
  • Ulusal dil: Ülke nüfusunun çoğunun konuştuğu dil.
  • Bölgesel ve bölgesel olmayan dil: Bir bölgede etnik unsur ve farklı grupların konuştuğu dil.
  • Yerli azınlık dili: Tarihi kökenleri gerilere giden, bir azınlık tarafından uzun süredir bulunduğu yerde kullanılan dil. Bulgaristan ve Yunanistan’da konuşulan Rumeli Türkçesi örnek verilebilir.
  • Göçmen azınlık dili: Örnekle tanımlayalım. Almanya’ya göçen Türkiye Türkleri’nin konuştuğu dil.
  • Çalışma dili: Belli kurumlar tarafından kaidelere bağlı olarak konuşulmasını istediği dil. Örneğin NATO’nun çalışma dilleri İngilizce ve Fransızca’dır.
  • Yapay dil: İletişim engelini ortadan kaldırmak için oluşturulan diller. Örneğin: Volapük ve Esperanto

DİLDE SINIFLANDIRMA

afrika-yerli

Kökene, yapısına, söz dizimine göre başta olmak üzere dillerde sınıflandırmalar çeşitlilik göstermektedir.

Kökene göre bir örnek verelim. Afroasya yani Hami Sami dilleri. Sami dilleri (Bkz. Arapça), Çad, Berberi, Kuşi dilleri…

Yapı bakımından diller eklemeli, çekimli ve yalınlayan olmak üzere üçe ayrılır. Yalınlayan dillere bir örnek verelim. Çin, Tibet ve Vietnam dillerinde çekim yoktur, sözcüğün biçimi değişmez, izah sözcük sırası ve işlev sözcükleriyle yapılır. Bu dil grubunda tonlama ve vurgu daha çok önemlidir.

Söz dizimi de bir diğer sınıflandırma kategorimiz. Burada özne, yüklem ve nesne öğelerinin sıralanışına göre dilleri istifliyoruz. Bu sınıflandırmanın yaklaşık %45’ini (çoğunu) oluşturan diziliş özne-nesne-yüklem kategorisidir. Bu kategori içerisinde Hintçe, Japonca, Latince, Türkçe gibi diller yer almaktadır. Ek olarak nesne-özne-yüklem söz dizimini kullanan hiçbir dil de yoktur 🙂

SIRA GELDİ TÜRKÇE’YE: ALTAY DİLLERİ

Türkçe, İlk Türkçe ve Ana Türkçe olmak üzere ikiye ayrılır.  İlk Türkçe milattan öncesi, Ana Türkçe ise milat ve millattan sonra 5. yüzyılda geliştiği kabul edilmektedir.  İlk Türkçe, tüm Türk dillerinin anasıdır. Ek olarak İlk Türkçe döneminde bu aileden ayrılan bir dil vardır. Ana Bulgarca (Eski Çuvaş Türkçesi). Haliyle modern Çuvaş dili de bugün Ana Türkçe’ye dahil değildir. Ana Türkçe döneminde de bir ayrılma var. Bu dönemde ayrılan dil ise Yakut Türkçesi’dir.

Türkçe, Altay Dağları’ndan adını alan Altay Dilleri ailesinin mensubudur. Bu dil ailesinde Türk dilleri dışında Moğol, Mançu-Tunguz dilleri de yer almaktadır. Bazı bilim adamları Kore ve Japonca’yı da bu aileye mensup saymaktadır. Türkçe bu dil ailesinin yazı bakımından en kalabalık üyesidir. Yazı dili bakımından bugün kabul edilen rakam 24’tür. Türk dilli toplulukların nüfusu da 150 milyondan fazladır.

altaylar

Burada bir not düşmekte fayda var. Bu dil ailesindeki üyelerin bugün köken birlikteliği kanıtlanamamıştır. Bu dil ailesine böyle bir isim verilmesinin sebebi tarihi yoğun ilişkiler ve ortak yapısal özellikler üzerine bir varsayım sonucudur.

Bu dil ailesine mensup dillerin ortak özellikleri: Kelimelerde cinsiyet ayrımı yoktur, cümleler özne-nesne-yüklem sistemine göre kurulur, ünlü uyumları ve son çekim edatları aynıdır.

TÜRKÇE’NİN BİLİMSEL OLARAK İNCELENMESİ

Poltova Savaşı’nda Ruslara esir düşen Alman kökenli İsveçli subay ve kaşif olan Philip Johan von Strahlenberg Fin-Ogur, Türk ve Moğol dillerinin bağlarını, özelliklerini ve runik yazılı metinlerini yayınladığı eserlerde yazıya dökmüştür.  Kendisi dilimizin bilimsel olarak ilk araştırmasını yapmıştır, bu açıdan önemlidir.

Türkçe, Altay Dağları civarında konuşulan ortak bir ana dilden yani Ana Altayca’dan türemiştir. Türkçe, Ana Altayca’dan koparak Büyük Hun İmparatorluğu döneminde bağımsız bir dil haline gelmiştir. Avrupa Hun İmparatorluğu döneminde ise Ana Türkçe vetiresi başlamıştır. Yazılı dilin olgun bir hale gelmesi ise Göktür İmparatorluğu ve Uygur dönemin rastlar. Bu döneme de Eski Türkçe denmektedir.

TÜRK YAZI DİLLERİ VE LEHÇE SINIFLANDIRMASI

Genetik, coğrafi, etnik ve tipolojik olmak üzere birçok kategorilendirme öçlütü vardır. Türk dilleri ve lehçeleri 6 gruba ayrılır.

1- Güneybatı – Oğuz Türkçesi. Bu gurp da kendi içerisinde doğu ve batı olarak ikiye ayrılır. Batı kanadında Gagauzca, Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesi yer alırken, Türkmence  ve Salarca da doğu grubunda yer alır.

2- Kuzeybatı – Kıpçak Türkçesi. Bu grup ise batı, kuzey ve güney olarak üçe ayrılır. Batı’da Kumukça, Karaçay  Balkarca, Kırım Tatarcası ve Karayca. Kuzey’de (Volga İdil) Kazan Tatarcası ve Başkurtça. Güney’de Kazakça, Karakalpakça, Kıpçak-Özbek ve Nogayca. Not: Çok bağları bulunsa da Kırgızca bu grupta yer almamaktadır.

3- Güneydoğu – Uygur Türkçesi. Bu grup doğu ve batı olarak ikiye ayrılır. Batı’da Özbekçe ve türleri. Doğu’da modern Uygurca, Sarı Uygurca ve Salarca.

 

4- Kuzeydoğu – Sibirya Türkçesi. Kuzey ve güney olarak ikiye ayrılır. Kuzey’de Sahaca (Yakutça), Dolganca. Güney kendi içerisinde 4’e ayrılır. Sayan Türkçesi: Tuvaca, Tofaca, Yenisey Türkçesi: Hakasça, Şorca ve türleri. Çulım Türkçesi: Küerik ve türleri. Altayca ve türleri.

Not: Yok olmaya yüz tutan Mançurya’daki Fü-Yü Kırgızca’sı, Kırgızca’nın bir türü olduğu halde Yenisey Türkçesi’ne; Sarı Uygurca da Güney Sibirya grubuna daha yakındır.

5- Çuvaşça Ogur – Bulgar Grubu. Daha önce yukarıda okudunuz İlk Türkçe döneminde Türk dillerinden ayrılan Çuvaşça, bu grubun tek üyesidir.

6- Halaçça – Argu Türkçesi. Orta İran’da konuşulan Halaçça, Kaşgarlı Mahmud’un eseri olan Divanü Lugati Türk’te yer alan Argu Türkçesi’nin devamı olarak kabul edilmektedir.

TÜRKİYE TÜRKÇESİ’NE MERCEK TUTALIM

Türk dilleri ailesinin konuşulan en kalabalık üyesidir. Türkçe, Türkiye Cumhuriyeti’nin yanı sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmi dilidir. Kosova’da da Türkler’in çoğunluk olduğu yerlerdeki belediye sınırları içerisinde Türkçe resmi dildir.  Ana dili olarak Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya ve Romanya’da varlık gösterir. Göçmen azınlık dili olarak da Almanya başta olmak üzere Belçika, Danimarka, Fransa, İsveç, Norveç, ABD, Avusturalya, Irak, Suriye gibi çeşitli ülkelerde konuşulmaktadır. Asya’da Ahıska Türkleri, Türkiye Türkçesi konuşan tek topluluktur.

Türkçe

Dipnot: Sovyet Rusya’sında pasaportunda tek etknik köken olarak “TÜRK” yazan tek Türk topluluğudur. Bu da Rusya’nın Orta Asya’daki yozlaştırma çalışmalarının bir başka örneğidir. Bu konu hakkında da ayrı bir yazı yazmayı düşünüyorum.

Türkiye Türkçesi’nin tanımı: İran üzerinden Malazgirt Zaferi ile Anadolu’nun kapılarını açan Oğuz Türkleri’nin, Osmanlılar döneminde İstanbul merkez olmak üzere aşama aşama kurdukları ve Cumhuriyetin ilanında sonraki dönemdeki çalışmalar sonucu oluşan yeni dilinin adıdır.

Türkiye Türkçesi de Anadolu ve Rumeli Türkçesi olmak üzere ikiye ayrılır. Anadolu Türkçesi de coğrafi olarak Batı Anadolu, Orta Anadolu, Ege, Karadeniz ve Doğu Anadolu olarak sınıflandırılır.

BÖLÜM SONU

Normalde üç bölümü birden yayımlamak istiyordum lakin nasip olmadı, size söz verdiğim birçok yazımın yarım olduğu gibi bu garip de yarım kaldı. İnşallah diğer ikisini de tez vakitte yazacağım.

Bu yazı tarih ve edebiyat öğrencileri için de özet niteliğindedir. Umarım faydalı olmuşumdur.

Kaynak:

Prof. Dr. Ş. Haluk Akalın derlemeleri
Doç. Dr. İbrahim Ethem Atnır derlemeleri

 

Osmanlı Türkçesi Korkunuzu Yenin – 1. Bölüm” üzerine bir düşünce

  1. Emirhan

    Güzel bir makale, ben okulumda Osmanlı Türkçesi öğreniyorum ve dersi gayet beğeniyorum, Lakin sınıfım için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Neymiş? “ay çk zor, bnu nasl okuorlarmış? ayyy, bn kndi entllktüel aklmı böle ybaz şelere yrmam”. Allah’a şükürler olsun küçük yaşta Elifba öğretilmişti bana, yani zor bölümlerde çok zorlanmadım ama ülkenin sol kanadı Osmanlı Türkçesi’nin tamamen kalkmasını istiyorlar ya sinirime gidiyor. Beğenin ya da beğenmeyin, özümüze döneceğiz Allah’ın izniyle. (bu sözleri sol kanat insanlara söylüyorum ha, size değil.) Bence Osmanlı Türkçesi’ni iyice öğrensin gencimiz, belki de yeniden özümüze dönmenin anahtarı Elifba’dadır, siz ne dersiniz? Sonuçta bu topraklarda 1000 yıl üzeri zamanda Elifba’lı Türkçe kullanılmıştır, İsrail kendi dilini canlandırınca modern oldu, fakat biz bir adım atıyoruz “olmaz krdşm, bz bnu anlmayız, bnm dilim arap dili değil trk dili.”. Atalarının kullandığı dili öğrenmek çok mu yanlış? Eğer öyleyse en suçlu insan ben ve Osmanlı Türkçesini öğrenen diğer insanlarız.

    Yorumu değerlendir Thumb up 4 Thumb down 1

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir