Rabia Varken Churchill’in Victory’si İle İşim Olmaz

rabia-logo

Mısır’da küresel hukuk kurallarına aykırı bir şekilde gerçekleşen darbeye tepki olarak doğan bir işaret, bugün İslam Medeniyeti’nin simgelerinden biri haline geldi. Evet, Rabia’dan bahsediyorum…

Seçimle Mısır’da ricalin ve cumhurun başına geçen Muhammed Mursi’ye karşı Abdülfettah el Sisi liderliğinde düzenlenen darbeyi kınamak amaçlı halk sokaklara döküldü. Mısır halkı çeşitli meydanlarda toplanarak, günlerce evine gitmedi ve meydanlarda sabahladı. Öyle ki çok manidar kareler yaşanıyordu. Yorulan gençleri, bir ayağı çukurda olan nineler tepikliyor “Kalkın böyle dava adamı olunmaz, eyleme devam, ne çabuk yoruldunuz” şeklinde telkinde bulunuyordu. İzledik bunları. Darbe döneminde, çok değil 1 sene önce haberlerde okuduk, TV’lerden izledik.

Bu eylemler sürerken, gösterilerin çıkış yerlerinden biri olan Rabiatül Adeviyye Meydanı’ndaki halk, bildiğimiz Zafer İşareti “V” yerine Rabia “IIII” işareti yapmaya başladı. Meydana adı verilen Hz. Rabia’nın isim anlamı aynı zamanda Arapça’da “Dördüncü” demek. Buradan yola çıkarak Mısırlı eylemciler halka karşı darbe yapanlara tepki olarak davalarının simgesini ortaya koydular.

egypt-misir-rabia

Zafer İşareti Nedir Ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

V, İngilizce’de Victory kelimesini temsil etmektedir. Victory zafer demektir. Zafer işaretinin kökeni İngiliz-Fransız savaşlarına kadar uzanıyor. Lakin asıl popüler olarak küresel anlamda kullanılmaya başlaması bizim çok da yabancı olmadığımız birisinin sayesiyle gerçekleşmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun, yani dedelerimizin, Birinci Cihan Harbi’nde düşmanla çarpıştıkları cephelerden biri olan ve büyük kayıplar vererek kazandığımız Çanakkale Savaşı’nı hatırlayın. Sadece bizim cepheyi değil, düşmanı da hatırlayın. Britanya Deniz Kuvvetleri’nin başına geçen aynı zamanda İtilaf Donanması’nı da yöneten Winston Churchill’i hatırlayın…

Winston Churchill, zafer işaretini İkinci Cihan Harbi esnasında çok kullandı. Yine bu dönemde Belçika’da da bir zafer işareti akımı vardı ama küresel şekilde işaretin popülerliği tamamıyla Churchill’in işi.

Churchill-V-sign---zafer-işareti

Biraz daha geri gidelim, şu İngiliz-Fransız mevzusuna değinmek istiyorum. Anlatılana göre Fransızlar, İngilizler’in o meşhur uzun yaycılarını yakalayınca bir daha ok atamasınlar yay kullanamasınlar diye işaret ve orta parmakları keserlermiş. Bildiğiniz üzere yayın kirişi bu iki parmakla geriliyor. İngilizler üstünlük sağladıklarında Fransızlara menzilden başparmak ile yüzükparmaklarını gösterirlermiş. Şimdi işaret ve ortaparmağınızı kapatın. Ama başparmak, yüzükparmağı ve serçeparmağınız açık kalsın. Yine ortaya geniş açılı bir V harfi çıkıyor. Yani o zaman İngiliz okçuları zafer işaretini Fransızlar’ın suratına böyle vuruyormuş.

Her şekilde görünüyor ki bu Victory işareti “V” simgesi İngiltere’den çıkma bir şey.

Sanki Bu Coğrafyanın Bebesi Değilsiniz!

Mısır’daki halk özgün bir işaret üretmiş, iyi veya kötü, özgün. Biz de destek amaçlı bu işareti benimsedik ve eş zamanlı olarak kullandık. Lakin bir anda Türkiye’deki bazı kesimler darbe karşıtı olmak yerine, adeta hiç kendi ülkesinde darbe olmamış gibi, Rabia işareti ve hatta Rabiatül Adeviyye ile alay etmeye başladılar. Kimisi de Rabia tarzını kendi ideolojisine uyguladı. Bu gözler bunları da gördü…

Görsellere geçmeden yeniden not düşmeyim Mısır veya başka bir coğrafya, nere olursa olsun, bir tarafta halk oylaması diğer tarafta darbe varsa elbette aklıselim “halkı” seçer. Halk kararı vermiş, asker silah gücüyle neden düzen değiştiriyor? Neci olursan ol burada destek olacağın taraf halktır. İşte o acınası görseller:

rabia-alay

Halk oylamasının olduğu bir yerde yapılan darbeye karşı tepki doğmuş bir simgenin Soma, Taksim, Turan, İslam’ın hala ısrarla anlaşılmak istenilmeyen ve farklı yönlere çekilen çok eşlilik mevzusu vb. alakasız konularla ne alakası var? Bir yerinizden işaret uydurmayın diye ortaya çıkan “Nah” simgesi hangi kafanın ürünü, ya Rabiatül Adeviyye’nin kim olduğunu bilmeden edilen küfürlere ne demeli?

Şimdi çıkıp birisi diyecek ki, zaten hep diyorlar, Mısır’a ağladığınız kadar Taksim’de ölenlere, Soma’ya neden ağlamıyorsunuz. Herkes kendince üzerine düşen görevini bu vakalar için yaptı. Yineliyorum yasını tutan, zekatını Soma’ya aktaran vb. gibi herkes bir şekilde elinde geleni yaptı. Mısır’a desteğin gür olmasının sebebi çok daha farklı.

  1. Darbelerden çok çektik, canımız yandı. Darbe, muhtıra, darbe girişimleri sayılırsa toplamda 10’u aşan buhranlarla yüzleştik. Ülke ilerlerken geri gitti, ölümler, kayıplar… Haddi hesabı olmayan acılar ve bu acıları halen yaşamaktayız. Empati yaptık, tarihi ve dini bağımız olan Mısır halkı için üzüldük, onlara destek olduk, olmaktayız.
  2. Müslümanların ağırlıklı olarak yaşadığı veya direk Müslüman ülke olarak tanınanlar listesinde Türkiye daima 1. sırada. Petrol çıkarma dışında 1. olmadığımız bir liste yok. Örneğin Türkiye 1 yılda akademik anlamda 100 (rakamı salladım) makale üretiyorsa diğer ülkelerin toplamlı 1 yılda 100 etmiyor… Gibi… Türkiye’den sonra gelişim gösteren, kuvvetiyle bazı dünya güçlerinin ve monarşik düzenle yönetilen Arap devletleri için çıban olan Mısır vardı. Şimdi yok, yüzlerce yıl geriye gitti…. Bu coğrafyanın güçlü olması sadece Türkiye ile değil, güçlü ve istikrarlı komşularla gerçekleşebilir. Eskisi gibi bölgedeki halkların omuz omuza vermesiyle dış dünyaya kafa tutabiliriz. Güçlü olmak için bir dava ve bu davaya inanmış devasa insan toplulukları lazım. Ama bugün Türkiye de dahil olmak üzere İslam Coğrafyası öyle bir meşgul ki adeta birbiriyle yarışan ve peşi sıra ortaya çıkan sorunlardan dolayı o hayali edilen gelişme evresinin yoluna adım atılamıyor. Gizli güçler, localar vb. gibi topluluklar üzerine araştırmaları olan, çok uzakta değil, aylar önce vefat eden, öldürüldüğü de su götürmez bir gerçek olan Aytunç Altındal “İstikrarsızlaştırma politikası” diye nitelendirdiği bu “meşgul etme” stratejilerini çok iyi bir şekilde izah ediyordu hayattayken. Bu darbenin de bu stratejilerin ürünü olduğunu anlamamak için ya evinin yolunu bulmayacak kadar akli sıkıntı içerisinde olmak ya da baya baya hain olmak lazım. Darbecilerin yönetimi ellerine aldıktan sonra yaptıkları ilk icraat Gazze’ye giden tünelleri ve Refah sınır kapısını kapamak oldu…
  3. Gazze’nin nefes almasına vesilen olan Mısır idi. Mısır’ın içerisine girdiği buhran yüzünden İnsanoğlunun vicdanının test bölgesi olan Filistin coğrafyasının bir parçası olan Gazze tamamıyla korumasız. Suriye, Mısır, Ürdün, Lübnan ve Irak sindirilmiş durumda. Suudlar zaten ayrı bir telden çalıyor, bana ve yönetim şeklime zararı olmayan 1000 yaşasın diyorlar. Kanserin kök hücresi hala varlığını koruyor. Bu hücre kontrol altına alınmazsa küresel anlamda huzursuzluk varlığını koruyacak ve giderek artacak. Son yaşananları canlı izledik, çok iyi biliyorsunuz…

Taze haber “İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Sünni Arap ülkelerinin artık İsrail’i düşman değil müttefik olarak gördüğünü savundu.” AA, ntvmsnbc vs. …

Daha çok yazılır da şu ilk 3 madde mevzuyu anlamak için yeterli. Tahlil yeteneği 0 olan bu coğrafyanın bazı bebeleri de bilerek ya da bilmeyerek darbeci tarafta yer alarak Rabia ile alay ediyor ve etmekteler. Gözyaşlarının deniz olduğu konuları başka yere çekerek, farkında değiller, insanlık testinde sınıfta kalıyorlar…

Rabia Artık Mısır’a Özgü Değildir! Rabia İslam Aleminin Zafer İşareti Olmuştur!

rabia-isareti

Rabia Varken Churchill’in Victory’si ile işim olmaz. Alternatifi varken neden yabancının ürettiğini kullanayım? Rabia işareti yapmakla Arap da olmuyorsunuz. Kimileri diyor ki “Rabiacı Arap severler…”, “Arap mısın Rabia yapıyorsun?”. Len cibilik sen zafer işareti yaptığında sana “İngiliz misin?” veya “Bölücü örgüt üyesi misin?” diyor muyuz?

Sırf gayrimüslimler bir şeyi adet veya alamet edindi diye o mevzuda değişikliği işaret eden ve bizzat da bu değişikliği uygulayan bir Peygamber’in ümmeti olan Müslümanlar da şu iki kaideye göre hareket eder.

“Adette taklit edepsizliktir, alameti taklit ise küfürdür” Mecelle.

“Kim bu kavme benzemeye çalışırsa ondandır.” Hadis. Aktaranlar Ahmed b. Hanbel, Müsned, Beyrut 1985, II/50.

Yani Mısır’da bu vakalar yaşanmasaydı bizim zaten alternatif bir şey kullanıyor olmamız gerekiyordu. Gerçi kullanıyorduk “Allah 1’dir” işareti yapıyorduk. Ek olarak zafer işaretine kendimi bildim bileli soğuk bakıyordum, zira ülkemizde bu işareti hep bölücü örgüt üyelerinin gövde gösterilerinde görüyorduk. İşte sırf bunlara benzememek için hayatımda 1 kere dahi yapmadım bu zafer işaretini. Neyse.

Yani Müslüman’ım diyen kişi olabildiğince farklı olmalı. Alternatifi varsa kesinlikle alternatife yönlenmeli. Bu telkinime kızıyor bazıları, Windows kullanma o zaman diyor. Bu yazıyı okumanıza vesile olan WordPress site altyapı sistemi ve Windows işletim sistemi yabancıların ürünü. Ben de biliyorum bunu. Bizimkiler alternatif yapamadığı için mecburi kullanıyoruz. Pardus patlamasa Pardus kullanacaktık mesela. Bilmem anlatabildim mi? Bu konuyu daha iyi anlamak için “Medeniyetlerin Alametleri Korunmazsa Yer Değiştiriyormuş!” ve “Osmanlı Boykotu x Günümüz Türkiye Vatandaşı Boykotu” adlı yazılarıma bakabilirsiniz.

Peki Müslüman olmayan? İstediği işareti kullanır ama bir ricamız var. Müslüman değilsen insanlığını konuştur da darbe karşıtı ol, Rabia işareti ile alay etme, tasavvuf ehli Allah dostu Rabiatül Adeviyye’nin arkasından küfretme. Sonra Panda, Yunus gibi nesli tükenen hayvanlar için veya ALS hastaları için kampanyalara katılıp paylaşımlarda bulunuyorsun hiç samimi bulmuyoruz, haberin olsun…

Son Tahlil

Sonuç itibariyle Rabia, Mısır’daki darbe karşıtlarının zafer işareti olmaktan çıkarak İslam Coğrafyası’nın zafer işareti olmuştur. Kullanılır, az kullanılır, kullanılmaz veya böyle değil diyenler çıkabilir. Benim nezdimde durum budur ve benle aynı kafada olan binlerce ve hatta yüzbinlerce insanın var olduğunu düşünmekteyim.

Var mı kafada kalan cevaplanmamış, izahı edilmemiş bir konu? Sanırım artık Rabia’yı anladınız, artık bu işareti yapanların yakasını rahat bırakın, toplumlar için simgeleşen değerlerle alay etmeyi bırakın.

Yazımı Mısır’daki darbeciler tarafından, eylem yaparken keskin nişancı tüfeğiyle vurulan 17 yaşındaki Esma Biltaci’nin abisi Ammar Biltaci’nin sözü ile bitiriyorum.

“Türkler İslam’ın zırhı gibidir” diyor Ammar. Abi Biltaci birkaç gün önce Yenişafak muhabiri Nuriye Çakmak ile özel bir röportaj yaptı. İşte hor gördüğünüz toplumdan bir nefer, bize verdiği değere bak… Bir de bizden olan, bu coğrafyanın insanı olan ahmakların şu yukarıdaki işlerine bak… Allah akıl fikir versin.

Hz. Rabia Kimdir?

Kısa özet: “Allah’ın öyle kulları vardır ki…” Uzun hali ise bir başka yazı konusudur.

Yeni Yazım

Bir sonraki yazım Sultan II. Beyazıd ile alakalı olacak. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra “Hiçbir iş yapmadı, anca yattı” denilerek anlaşılamayan bu değerli Şahsiyet’i izah etmek istiyorum. O dönem ne gibi sorunlarla boğuşuyorduk, neden fetihler durdu ve II. Beyazıd’in icraatleri nelerdi… Gibi birçok hususa değinerek bir tabuyu yıkmak istiyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir