Uzun Süredir Sürdürdüğüm Boykotumda Büyük Bir Gedik Oluştu

Yahud başlık “Ayaklı Kıyamet Alameti Olduğumun Farkına Vardım” olabilir.

Bildiğiniz üzere her daim yerli malı ve yerli markaların tercih edilmesini vurgularım. Hatta öyle ileri giderim ki amiyane tabiri ile cırcır olacağınızı bilseniz dahi yerli marka aşevlerini (restorant/lokanta) tercih edin derim. Ancak son birkaç gündür ne yazık ki bizzat bu savunduğum davada zafiyet gösterdim.

Bayram öncesi bazı işlerimle ilgilenip başarı elde ettikten sonra hem yorgunluğun, hem üşengeçliğin, hem de kendimi ödüllendirme hissinin verdiği gaz ile sık bir şekilde dışarıdan yemek siparişi verdim. Bunu yaparken tercih ettiğim yerlerin sayı azlığı ve benzer şeyleri yemek istemeyişimden dolayı başka yerli markalara yöneldim. Ancak bu markaların ne adreslerine, ne sosyal medya profillerine ne de bir tahlil yazısına rastlamamamdan ötürü güvensizlik hissine kapıldım.

Bir kurum olarak blog, blogu geçtim ücretsiz internet sitesi (aslında bu yakışmaz bir kuruma ama neden olmasın?), site/blog bir yana bari Facebook’ta sayfa oluştur da necisin ve ne yaparsın bilelim. İnternet öyle rezil bir ortam ki asla bilinçli bir kullanıcı beyaz arka plan üzerine siyah punto renkli yazılara güvenmez. Hadi sipariş alan aracı ve kaliteli bir firmada yer edindin. Bu biraz güven verse de bu aracı kurumdaki logon nedir? O logoyu 7. yaşındaki ilkokula yeni başlayan yeğenine paint’te mi yaptırdın? Şaka değil bunlar. Yerli markalar gerçekten teknoloji çağını savıyor ya da gerçekten toklar bu işi zevkine yapıyorlar.

İşte bu düşüncelerle, ne yazık ki yabancı menşeli markaların Türkiye’deki bayilerini tercih ettim. Yeme içe açısından çok memnun da kalmış olsam bir yanım kan ağlıyordu. Kendime verdiğim sözde, yıllardır uyguladığım boykotumda, bir gedik açıldı.

Burada ne yapmak lazım? Elbette bireyler olarak dirayetli olmamız lazım, “abartma küçük bir kaçamak olmuş işte” diyebilirsiniz ama umarım bu bir sökük haline gelmez 🙂 2- Yerli markaların internet ve sosyal medya konusunda bilinçlenmeleri lazım. Markaların isim ve logo seçiminde kaliteli olması lazım. Müşterilerine güven verecek girişimlerde bulunması lazım.

Size işin garip yanını da anlatayım.  Müslüman olarak bizler buna “tevafuk” diyoruz. Bu boykot itirafı ile belki kendimi rezil ederim de millet sözünde duramamış der, buradan bir güç alırım da bu boykotumda bir başka gediğe izin vermem diye düşünürken aşağıda izleyeceğiniz video Facebook’ta gezinirken önüme düştü… Neden başka bir konu değil de bu? “Allah’ın sopası yok” sözü halk arasında boşuna oluşmadı değerli okurlar…

Ayaklı Kıyamet Alameti Olduğumun Farkına Vardım

Her ne kadar uzun boylu biri de olsam, 1.80, yemeyi çok sevdiğim için ideal kilomdan 10 fazlam var. Abartı olmasa da göbeğim de mevcut 🙂 Aşağıda izleyeceğiniz videonun 35. saniyesinde işaret edilen tipe birkaç 1-2 cm ile uyuyorum 🙁 Bu yüzden kendi kendime aldığım sözde duramamanın ve videoda işaret edilen tipe uymamdan dolayı 2 kallavi elden 2 okkalı tokat yemiş gibi hissediyorum.

İnsan vücuduna zarar veren her şey haramsa, çok yemek / gereksiz yemek (tat zevki) de haram… Seküler biriyseniz de sonuç aynı, ZARARLI. Zaten çok yiyenin obez olduğunu ve vücudunda ne tür yan etkiler görüldüğünü okuduk, hepimiz çok iyi biliyoruz. Hem kendime hem sizlere sağlıklı bir ömür diliyorum. Göstermekte olduğumuz zafiyetlerden de bir an evvel kurtulmamızı temenni ediyorum. Aman arkadaşlar dikkat edelim.

İyi günler, iyi bayramlar, ah!!! Bakın bu yazının da bayrama denk gelmesi de ayrı bir tevafuk 🙂 kavurmalara çok yumulmayın, abartmayın 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir